Bu adlandırmayı ülkedeki aktif/pasif volkan sayısının çokluğundan yapmadım ne yazık ki. Guatemala bir trend olarak çoktan yükselişe geçmiş, ziyaretçi güvenliğinin sağlanmasıyla turizm cenneti olmaya doğru hızlı adımlarla yürüyen tuhaf bir ülke. Avrupa’dan, İsrail’den, ABD’den gelen turistlerin ve ucuzlayan uçuşlarla özellikle Frankofon Kanadalıların uğrak yeri, parti ortamlarıyla ünlü. Ne var ki ülke ucuz filan değil. Bütün Orta Amerika ülkelerinde yaygın olduğu üzere, restoranda karın doyurmanın maliyetinin en az 10-15 ABD doları olduğu bir yerden bahsediyoruz. Ülkenin çoğunluğunu oluşturan yoksul kesimin oldukça yoksul olduğunu göz önüne alırsak, onlar için zaten dışarıda yemek yemenin ne kadar lüks ve imkansız olduğunu da anlarız.

 

IMG_9037

 

Bu yoksul çoğunluğu oluşturan da Maya ulusundan başka bir şey değil. Bildiğim kadarıyla yirmi civarı dile sahip olan Maya toplulukları birbirlerini pek anlamasalar da Maya olduğunu dile getiriyor.

Yoksulluk da ne yazık ki cehaleti beraberinde getiriyor. Neredeyse bütün Orta ve Güney Amerika ülkelerinde bağımlılık yapan Türk dizilerini izleyen yerliler İstanbul’u Meksika Kenti sanıyor. “İstanbul çok uzakta, Türkiye’de, Meksika ile alakamız yok” diyerek anlatmaya çalışıyorum, “Nerede yani, New York’a mı yakın?” tepkisini alıyorum. Böyle bir tepkiden sonra kendilerini daha iyi hayat şartlarına getirmek için mücadele eden Meksika’daki Zapatistaları anlatmaya kalksam kaç yazar? Chiapas aslında buraya o kadar yakın ki...

*** 

Belize’den direk Flores’e gidiyorum. Amacım ünlü Tikal harabelerini görmek. Flores tam olarak bir turist kazıklama merkezi. Yakaladıklarına acımıyorlar, fiyatlar pavyon hesabı, kime ne tuttururlarsa artık. Bir kaç kez kazıklandığımı itiraf ediyorum ama orada tanıştığım İngiliz bebe kazığın dik alasını yemiş, çocukcağıza tam beş tane sahte otobüs bileti kakalamışlar. 

 

IMG_8880
IMG_8891

Tikal (küçük bir alanın üstten görünüşü), 1950'lerde Arkeologlar tarafından terk edilmiş araçlar.

 

Bu arada son arkeolojik bulgular zamanında Tikal’de milyonlarca insanın yaşadığını söylüyor. Yağmur ormanının ele geçirdiği, oldukça geniş bir alanda yer alan antik kenti kazabilmek ise oldukça zor.

Tikal’i gördükten sonra Semuc Champey yöresine yollanıyorum. Yollar rezalet. 300 km yol 10 saat sürüyor. Bir yandan da yol yapım çalışmaları var. Ülkeye yatırım yapmak isteyen Japonya’nın, yol yapımı için gönderdiği beş milyon dolar hükümet tarafından iç edilmiş diye duyuyorum. Şimdi Çinliler yol yaptırıyormuş ama hükümete parayı kaptırmamak için direk İsrailli bir şirketle anlaşmışlar. Ülkede yolsuzluk almış yürümüş kısacası.

 

IMG_8914

 

Semuc Champey’e vardığımızda Caye Caulker’da gördüğüm bir eleman hostele götürmek için bizi almaya gelmiş. Hotel sahibinin yakın arkadaşı ve ortağı olan Ethan adlı elemanın İsrailli olduğunu biliyordum ama O benim menşeimi öğrenince eşinin Türk ve üç tane çocukları olduğunu söylüyor! Vatandaşlığı da aldım deyince çıkışıyorum: “Ulan niye Türkçe bilmiyorsun o zaman!” diye. “Geri zekâlılıktan” diye hoş bir yanıt veriyor. Ataları Fas ve Batı Afrika Yahudileri karışımıymış. 

İşin daha bombası dört çeker aracı kullanan hotel sahibi İsrailli Golan’ın en yakın dostu Ankaralıymış iyi mi?

 

IMG_8917

 

Kısa zamanda Golan’la da kaynaşınca Greengo’s Hotelde bir anda şeref konuğu mertebesine yükseliyorum. Elemanlar izzet ve ikramı esirgemiyorlar sağ olsunlar. Ortam geceleri tam bir parti ortamı, akşam 6-7 gibi interneti kapatıyorlar ki millet sosyalleşsin diye, gündüzleri de ormanın içinde huzurlu bir dinlenme yerine dönüşüyor mekan. Cuma günleri dört çekerle dağ tepe turları düzenliyorlar. 

Yakınlarındaki Agua Verde ise Meksika’daki benzeri olan Agua Azul’e nazaran daha küçük, buradaki şelalelerden atlayış yapabiliyorsunuz veya şambrellerle nehirde tur atmak mümkün. İspanyolcada mirador denilen gözlem noktalarından burada da var. Bir saatlik bir tırmanışla miradora ulaşmak olası. Burada birkaç yıl öncesine kadar yerli kardeşlerimiz machetelerle insan soyuyormuş. Hatta soydukları şahsın ayakkabılarını da alıyorlarmış ki aşağı hemen inmesin, polise haber veremesin diye.

 

IMG_8939
IMG_8935

 

Şelalenin çıkışında Maya teyzeleri yemek satıyorlardı, 'biraz da halk kazansın' diyerek oturuyorum. İlla bir şey iç diye tutturuyorlar, ‘rom var mı’ diye soruyorum, ‘kola var’ diyor kadınlar. ‘Kola içmem’ diyorum, ‘fanta var’ diyorlar, ‘onu hiç içmem’ diyorum, böylece ellerinde ne varsa sıralıyorlar, ben de ‘onu içmem bunu içmem’ diyince içlerinden bir tanesi İspanyolca olmayan bir şey söylüyor. Diğerleri de gülmeye başlıyor.

Kadının “bok iç” dediğini anlamak için bizim buralardan olmamız yetiyor sanırım ama salağa yatıp “o ne demek?” diye soruyorum, “tavuk” diyorlar gülerek, “tavuk tabii…” diyerek içimden saydırıyorum. Yerlinin maskarası olduk iki dakika içinde…

IMG_8954

Yolsuz beyaz politikacılardan bazıları

***

Ethan bana anlatmıştı: Golan bu şahane yere talip olduğunda eleman altı bin istemiş, Golan da altmış demek istiyor herhalde diye düşünmüş ama fiyat gerçekten de altı bin dolarmış. Ezber-bozan arkadaşımız (bkz. Yahudiler cimri olur klişesi) “altı bin ne lan al şu on bin doları” bari demiş ve ilk hatasını yapmış. Boşuna dememiş atalarımız acıma yetime diye. Daha sonra yıllar içinde bunu bayağı bir kazıklamaya çalışmış Maya halkı.

Mayalar demişken, ülkenin %40 mestizo denen melezlerden %40’ı ise çeşitli Maya halklarından oluşuyor. Avrupa kökenlilerin oranı ise yalnızca %18. Ülkenin adı da bir Maya dili olan Nahuatlcada ‘çok ağaçlı yer’ anlamına gelen Cuauhtēmallān kelimesinden geliyor. Ülkeyi beyaz azınlığın, ABD’li meyve karteli United Friut Company ve CIA’in yönettiğini söylememize gerek yok sanıyorum. 1940’larda başlayan liberal-sosyalist hareketlenme ABD’nin pek hoşuna gitmemiş olacak ki zaten sürekli diktatörlük yönetimlerinde olan ülkede çeşitli darbeler oluyor ve akabinde iç savaş çıkıyor. CIA’in eğittiği kontra-gerilla timlerinden ölüm mangalarına sayısız para-militer timler oluşturuluyor. Elbette ki bundan en çok etkilenen fakir halk. Sonuç: binlerce ölüm ve kitlesel göçler. Buna karşın ülkede Fakirlerin Gerilla Ordusu (Ejercito Guerrillero de los Pobres-EGP), Silahlı Devrimci Halk Örgütü (Organización Revolucionario del Pueblo en Armas-ORPA) gibi gerilla örgütleri doğuyor. 1979’da, bu kanlı ortamda olayın farkına varan zamanın ABD başkanı demokrat Jimmy Carter, Guatemala’ya silah satışının durdurulmasını istese de el altından silah satışı devam ediyor (daha önceki yazılarında da belirttiğim üzere ABD’yi başkanlar yönetmiyor). İç savaş ise ancak 1996’da sona erdi.

 

IMG_8952

***

Orta Amerika’da başkentlerden uzak durmakta yarar olduğundan Semuc Champey’den direk Antigua’ya geçiyorum. Burada neyse ki, turistler koruma altındaymış, ortam Flores’teki gibi değilmiş. Antigua tipik bir koloni kenti, grid sistemli çok yüksek olmayan renkli bina görmekten gına geliyor artık. Kentte İspanyolca öğrenmek için gelen yabancılar, dolayısı ile de parolayla girilen elektro parti ortamları var. Özellikle Avrupalı, Kuzey Amerikalı gençler bok var gibi bu partilere gitmeye can atıyor, sanki kendi ülkelerinde yokmuş gibi.

 

IMG_8996

Atitlan Gölü

 

Antigua’dan pazarı ile ünlü Chichicastenango ve Atitlan Gölü bölgesine geçmek mümkün. Yanardağlarla çevrili Atitlan gölüne kıyısı olan köylere teknelerle ulaşılabiliyor. Bu köylerdeki tur acentaları tarafından, yanardağ tırmanışlarının yanı sıra çeşitli göl aktiviteleri de düzenleniyor. 

 

tavuk

Umut Sarıkaya'nın ilk çalışmalarından

 

Yine de bu lanetli ülkede kısa mesafelerin uzun sürelerde gidildiğini bir kez daha hatırlatmak isterim. Yollarda telef olmamak, tabir-i caizse s...miş tavuğa dönmemek için ‘tavuklu otobüs’lerden ziyade minibüsleri tercih etmeniz hayatınızı kurtaracaktır.

 

tvk

İyi Seyahatler!