ARJANTİN

Sanıyorum Arjantin denilince akla ilk, Maradona (Messi, futbol), Che, Eva Peron değil de tango gelir. Ama tangonun, Rio de la Plata yani Plata nehrinin etrafında doğduğunu belirten Uruguay vatandaşları, başkentleri Montevideo’nun da bu bölgede yer aldığına dikkat çekerek tangonun doğum yerinin kendi ülkeleri olduğu iddiasındadır. Bu milliyetçi saçmalıkları bir yana koyarsak bu güzel dans ve müziğin proleter sınıfı veya o zamanlar için alt-tabaka denilen kişiler tarafından icat edildiğini vurgulamak gerek.

19. yüzyılın sonlarında Katolik (ve doğası gereği yobaz) kültür baskısından o bölgede erkeklerin kadınlarla olan ilişkileri sıkıntılıydı. Tabii kadın sayısı da oldukça azdı. Dolayısıyla ilk tango dansçıları yalnızca erkeklerdi.

 

Büyük Usta Carlos Gardel

 

Daha sonraları dans yaygınlaştıkça kadınlar ve özellikle fahişeler olaya iştirak etmeye başlıyor. Mesela fahişeler, dans ettiği erkeğin parası olup olmadığını anlamak için erkeğin bacakları arasından kendi bacağını geçirip topuk hareketiyle adamın keseyi yokluyor ve neticede figürler zenginleşmeye başlıyor. Erkekler arasındaysa tango, kadınları tavlamada yeni bir rekabet kapısı açıyor.

 

Tango ile ilgili söylenecek çok şey var ama biz olayı kısa keselim. Dünyada, tangonun çok popüler olduğu Türkiye’de 1930’larda ilk tango şarkıcılarının kadın olduğunu Arjantinlilere söylediğimde, kürtajın halen yasak olduğu, kadın haklarınınsa özellikle eski yıllarda yerlerde süründüğü bu ülke vatandaşlarında hayret uyandırdı elbette.

 

Seyyan Hanım

 

***

Aslında Akdenizli göçmenler tarafından taşınmış ve daha sonra kısmen değişerek geleneksel hale gelmiş iki müzik ve dans daha var. Bunlardan birisi çakarera (chacarera):

 

Diğeri ise zamba:

 

Yeni arkadaşlarla yaptığımız klişe sohbetlerimizin birinde Arjantin’de kimleri dinlediğim sorulmuştu. O anda aklıma Mercedes Sosa gelmeyince haklı olarak ayıplanmıştım. Ancak sonradan fark ediyorum ki ben O’nu hiçbir zaman bir Arjantinli olarak düşünmemiştim. Nasıl ki Aşık Veysel'i duyduğumuzda binlerce yıl öteden gelen bir ses duyarız, o an Anadolu toprağının kokusunu alırız ve Aşık Veysel için ‘Sivaslıdır’ veya ‘Anadoluludur’ deriz ama ona asla Türk’tür demeyiz. Aynı şekilde Mercedes Sosa'yı duyunca ben de Amerika’nın kokusunu alıyorum. Ama bizim ülkede ve daha bir çok yerde, saçma sapan bir şekilde Birleşik Devletlere verilen isimle alakalı olmayan, buranın yerlisinin, toprağının kokusunu.

Arjantin’in kuzeyi Tucuman’da dünyaya gelen Sosa, bir Diguita yerlisidir.

Cuando Tenga la Tierra / Toprağım Olduğu Zaman (çeviriyi ben yapmaya çalıştım)

Toprağım olduğu zaman
Birlikte savaşacaksın
Öğretmenlerle, çiftçilerle
İşçilerle

Toprağım olduğu zaman
Tohuma söz vereceğim
Hayat tatlı bir salkım gibi olsun diye
Ve bu üzüm denizinde
Bizim şarabımız olacak
Ve ben Şarkı söyleyeceğim...
Şarkı söyleyeceğim...

Toprağım olduğu zaman
Yıldızlara vereceğim
Buğdayın astronotunu,
Ayın karanlık yüzünü

Toprağım olduğu zaman
Cırcır böceğine dönüşeceksin
Neyi söylemek istersen
Söyleyebildiğin bir orkestrada

Toprağım olduğu zaman
Tohuma ant içeceğim
Hayat tatlı bir salkım gibi olsun diye
Ve bu üzüm denizinde
Bizim şarabımız olacak
Ve ben Şarkı söyleyeceğim...
Şarkı söyleyeceğim...

Köylü, Toprağın olduğu zaman
Benim yüreğimdeki dünya bütün dünya olacak
Tüm unutulmuşların arkasından gözyaşlarımızı kurutacağız
Utancın korkusunu
Ve sonunda göreceksin, köylü
Köylü...
Çocuk yapmak için yattığımız gece
Bizim olacak
Köylü, Toprağın olduğu zaman
Ayı cebine koyup yürüyüşe çıkacaksın
Ağaçlarla
Ve sessizlikle beraber
Ve yanımda olan erkeklerle,
Ve kadınlarla
Şarkı söyleyeceğim

 

 

Diğer büyük şarkıcılardan Atahualpa Yupanqui de Tucuman dolaylarında yaşamış, yarı yerli yarı Basktır. Daha sonra aldığı ismi ise Quechua (Keçuva) dilinde 'Çok uzak diyarlardan bir şeyler söylemek için gelen biri'dir.

 

Dilimize uyarlanıp Ferdi Özbeğen ve Mehmet Erdem tarafından da söylenen şarkısı 'At Arabamın Dingilleri'

 

Son olarak yörenin eğlenceli bir topluluğu olan İlya Kuryaki & Valderremas’tan gelen parçayla kısa yazımızı noktalayalım: