YABANCILAŞMA VE TESPİH KÜLTÜRÜMÜZ

      Alp ASLAN

“Hayatı tesbih yapmışım sallıyormuşum
Adını duydukça ağlıyormuşum
Deli diyorlarmış benim halime
Gelmişine geçmişine sayıyormuşum”[1]

 

CNT[2]’nin açılış saatini beklerken bir yerlerde oturmak yerine Barselona sokaklarında dolaşmayı tercih ediyorum. Dar arka sokaklardaki şekilli dükkanların önünden hızlıca geçerken o kadar incik boncuğun arasından asılı duran tespihleri görünce duraksıyorum. Algıda da olsa, seçici olmak iyidir. Dükkan kapanmak üzere sanki ama yine de kafamı uzatıp tespihlere bir göz atmak için kibarca izin istiyorum. İçerideki orta yaşlı çift beni içeri buyur ediyor. Ancak tespihleri görünce hayal kırıklığına uğruyorum. Zira bunlar 99’luk İslam tespihi. ‘Açıkçası ben Katolik tespihi bakmıştım’ diye açıklama yapıyorum. Derhal yardımcı oluyorlar. Haritada büyük katedrallerden birisini işaretlerken ben de muhabbet olsun diye ‘Ülkemizde tespih yapımı bir sanattır, dolayısıyla karşılaştırmak için farklı kültürlerin tespihlerini topluyorum’ diye laf açıyorum.

süryaniSüryani Ustalardan

Menşeim ile ilgili soruları hızla geçip sohbeti ilerletiyoruz ve kontak değişimleri için birbirimize isimlerimizi, adreslerimizi veriyoruz. Kadının soyadından işkillenip soruyorum. Yarı Filipinli çıkıyor. Filipinlerle ilgili anılarımı anlatıyorum. O da benim ismimi görünce şaşırıyor, ‘Çok eski bir Türk ismi’ diye açıklamaya çalışıyorum, zira dağlarla karıştırılmasın diye; ama sözümü kesiyor: ‘Selçuklu değil mi?’

Çok daha eski bir isim, ama yine de bu bilgiden etkileniyorum. Ülkemizde Selçukluların adı zikredilmez, Cumhurbaşkanlığı Forsunda bile bulunmazken dışarıdan gelen bu bilgi karşısında saygı duymamak elde değil.

katolikKatolik Tespihi

***

Tespihin ilk olarak Budistler veya Hindular tarafından kullanıldığı kabul edilir, İslamiyet’e geçişi ise sıkıntılı ve tartışmalı olmuştur. İslam peygamberi Muhammed’in tespih kullanmadığı bilindiğinden Vahabilik’te tespih çekilmez. Dolayısıyla Türklerin, tesbihi İslamiyet yoluyla aldığı da tartışmaya açıktır. Zira Göktürk İmparatoru Taspar Kağan Budizmi kabul etmiştir ve ekte de görüldüğü üzere Türkler tespihe aşinaydı.

2712Bilge Kağan’ın Tespihi, Moğolistan

Nereden çıktığı çok da önemli olmasa da tespih kullanımı Osmanlı Bizans ilişkileri ile Ortodoks Hıristiyanlığa, Bizans ve Haçlı Seferleri vasıtasıyla da Katolik inancına doğru yatay geçiş yapmıştır.

Hindu veya Budistlerin ‘Mala’sında 27 veya 108, Arapların ‘Misbaha’sında 99, Şiilerin ‘Tasbih’lerinde 45, Yunanların ‘Komboloi’sinde 17, 19 veya 23; Ortodokslarda 33, Katoliklerin ‘Rosary’sinde 59 tane boncuk bulunur. Bizde bu sayı değişiklik gösterse de İslamiyet’le pek alakası olmayan, gündelik hayatta kullandığımız, genelde 33’lük diye adlandırılan modeldir.

secoNepal

***

Yunanistan’a gitmiş yabancı kişilerle sohbet ederken gavurlar, Yunanların ne kadar ‘dinci’ olduğunu dile getirirler. Bu kısmen doğrudur ama çektikleri tespih yüzünden değil elbette. Bizde kimileri tarafından burun kıvrılarak bakılan tespih çekme kültürü ülkemizde ne zaman ve nasıl bir yabancılaşma sonucu tiksinilen bir durum oldu bilemiyorum ama unuttuğumuz kahve kültürü, Karagöz oyunu vb bir kaç geleneğimizle beraber Yunanistan’da halen devam etmektedir. Yunanlar da tıpkı bizler gibi tespihi stres atma veya bir çeşit meditasyon yaparak vakit öldürme amaçlı kullanırlar. Genciyle, yaşlısıyla, beyaz yakalısıyla, sanatçısıyla, zenginiyle, fakiriyle…

2710   ataturk-tesbih-posteri-orjinal

Mustafa Kemal Atatürk ve Tespihleri

Bizdekinden en büyük farkları ise kadınların asla tespih çekmemeleri ve erkeklerin tespih çekerken tespihten ses çıkartmalarıdır. Bizde ise tespih çekerken ses çıkartmak veya tespih sallamak külhanbeylerine özgü bir davranış olarak kabul gördüğünden, toplum içerisinde hoş karşılanmaz.

faustoFausto Zonaro[3]’nun tespih çeken kadınları (Kapak resmi)

***

Girit’te bir tespih dükkanı keşfediyorum. Öğle saatleri olmasına karşın dükkanın açık olması ise oldukça garip bir durum. Zira Yunanlar öğlen uykusuna bayılır ve iş yerlerini, hatta kimi yerlerde resmi daireleri belirli saatlerde kapalı tutarlar. İçeriye giriyorum ama içeride kimsenin olmadığını görünce derhal dışarı çıkıp sağa sola bakmaya başlıyorum. Dükkan sahibi karşıdaki kafenio[4]dan yanıma seğirtiyor.

komKomboloi

İçeride türlü türlü komboloiler var. Bir yandan komboloilerin bazılarını incelerken bir yandan da sohbet etmeye başlıyoruz. Kendi Oltu taşı tespihimi gösteriyorum, dükkan sahibi de bana Oltu taşından yapılmış bir komboloi gösteriyor. Etkileyici. Sonra yine konu konuyu açıyor derken iki tane komboloi almaya karar veriyorum. Fiyatı söyleyip derhal indirim yapıyor, aslında pazarlık etmeye niyetim yoktu işin açığı, o yüzden memnuniyetle ödemeyi yapıyorum. Daha sonra koluma girip ‘Alp brother’ diyor, ‘alışverişimiz bitti, şimdi benimle çikudya[5] içeceksin.’ Böyle mantıklı tekliflere asla hayır diyemem. Biraz önce geldiği karşıdaki mekana oturuyoruz. Orada iki arkadaşı daha var. İkinci çikudya karafaki[6]sinden sonra ahbap, üçüncüden sonra dost, dördüncüden sonra kardeş mertebesine yükseliyoruz. Saatler ilerliyor, alkolün verdiği aydınlanma neticesinde sohbet ileri boyutlara varıyor.

‘Zaten’ diye bağlıyorlar sözü, ‘Türklerle Yunanlar eskisi gibi birlik olsa tüm dünyaya hükmederiz.’

‘Abouvvv’ diyorum içimden. ‘Biraz daha içersek muhabbet koladiko[7]da devam edecek gibi.’

Ama neyse ki, gitme vakti gelmiş. Zira etraftaki dükkanlar bir bir açılırken diğer iki kişi de mesai için kalkıyor. ‘Ama’ diyorlar, ‘vedalaşmadan önce sana bir hediye vermek istiyoruz.’ Normalde hediye almaktan hiç hoşlanmam ama içtenlikleri karşısında hayır diyemiyorum. Çakı hastası olduğumu ise nasıl anlamışlar onu da bilemiyorum. Sarılarak ayrılıyoruz.

Hesabı ödemeye ise cüret bile etmiyorum. Zira Girit kültüründe misafirin elini yalandan bile olsa cebine atması büyük hakaret kabul edilir.

Racon bilmek iyidir, özellikle seyyahlıkta.

 

Notlar ve Kaynakça:

[1] Hayatı Tespih Yapmışım, Söz-Müzik Hüseyin Kağıt (https://www.youtube.com/watch?v=oyF4n9geKjk)

[2] Confederasyon National del Trabajo, İspanya’da bulunan Anarşist Sendika, http://www.cnt.es/

[3] II. Abdülhamit döneminin saray ressamı

[4] Yunanistan’da taverna ve kıraathane arası yer

[5] Girit boğma rakısı

[6] Bizdeki karafın küçüğü

[7] Koladiko ile ilgili bkz. http://gezenti.biz/?p=739

 

Yanıtla