BİR AMAZONYA MACERASI II. BÖLÜM

      Alp ASLAN

DERİN AMAZONYA

Amazon bölgesinde bir yerden başka bir yere rahatça ulaşmak için tek seçeneğiniz elbette ki nehir. Karayolu veya demiryolu inşasının mümkün olmadığı bu devasa ormanda yürümek bile başlı başına bir macera. Biz de, merkezden ufak bir akarsuyla ayırılan adanın arka tarafından ince uzun teknemize biniyoruz (kapak fotoğrafı).

İlk durağımız yakınlarda, devasa nilüferlerin olduğu bölge. Her yer fena halde balçık olduğundan ormanda yapmaya çalıştığımız ufak yürüyüş bile bizi bitiriyor. Dolayısıyla yürümeyi bırakıyoruz. Eddier de bize ağaçları, sarmaşıkları filan anlatmaya başlıyor. Ağaçlardan sallanan sarmaşık denilince ilk akla gelen şey malumunuz olduğu üzere Tarzan karakteridir...

Dahası

BİR AMAZONYA MACERASI I. BÖLÜM

    Alp ASLAN

SANTA MARTA-LETİCİA-TABATİNGA

Santa Marta

İlk hedefim Kolombiya’nın kuzeyinden Venezuela’ya girmek ve ülkeyi boydan boya kat ederek Büyük Savana’dan Brezilya’ya geçmekti. Güney Amerika’ya ilk gittiğim zaman bir ABD doları altı Venezuela bolivarı gibi bir şeydi. Kolombiya’nın kuzeyine vardığımdaysa ekonomik kriz tavan yapmış ve bir dolar altı yüz bolivara kadar ulaşmıştı. Devlet Başkanı Maduro ülkedeki yolsuzluklarla savaşmak yerine, popülist politikalar eşliğinde, aslında aynı milletten olan fakat halkı tarafından sevilmeyen Kolombiyalıları ülkeden sınır dışı ediyordu. Dolayısıyla sınır kapısında fena bir kaosun hakim olduğu bilgisi gelmişti. Santa Marta polis karakoluna gidip durumu anlatıyorum, bir başka polisi arayıp getirtiyorlar...

Dahası

PATAGONYA’YA DOĞRU

     Alp ASLAN

Puerto Montt

Uzun süren Güney Amerika yolculuğumun son durağı, Şili ve Arjantin’de devasa bir alan kaplayan Patagonya bölgesi. Öncelikle Santiago’dan bir gece otobüsüyle Puerto Montt’a geçiyorum. Sabah kasabaya vardığımda beni berbat bir yağmur ve soğuk bir hava karşılıyor. Mevsimlerden kış sonu ve kutup bölgesine yaklaştım, ne bekliyordum ki?

IMG_2259

Ortada neyse ki turist namına pek kimse yok. Kalacağım misafir evinde koca bir odayı bana tahsis ediyor mekan sahibi teyze. Keyifle önce kasaba merkezini turluyorum sonra tam aksi istikametteki balık pazarına gidiyorum. Buranın ana gelir kaynağı somon, dolayısıyla fiyatların yüksek olduğu Şili’de en azından burada daha ucuza somon yerim düşüncesi içerisindeyim...

Dahası

URUGUAY’DA ÖLÜMÜ SORGULAMAK

Alp ASLAN

“Şimdi ölüm oldum, dünyaların yıkıcısı.[1]

Bhagavad Gita, Mahabharata

Natürmort, Fransızcadan dilimize ‘ölüdoğa’ diye tercüme edilmiş bir sözcük olarak neredeyse iki bin yıl öncesine dayanan bir sanat akımını temsil eder; İngilizce karşılığı ise ‘hareketsiz yaşam’ demektir. Zorlama bir kelime oyunu yapmaya kalksam acaba bunu ‘hala-hayat(ta)’ olarak algılatabilmem mümkün olur muydu, bilemiyorum.

Natürmort tablolara baktığımda eserler bana ölü av hayvanlarını, meyveleri, kısaca besinlerimizi resmetmekten ibaretmiş gibi görünüyor. Gerçekte kopartılmış meyve resimleri bana hiçbir zaman ölü bir doğa izlenimi vermemiştir...

Dahası

ASLEN HEPİMİZ ÇEKİK GÖZLÜ DEĞİL MİYİZ?

   Alp Aslan

Kimi zaman, ülkemize özgü yarım akıllı ve kendisini entellektüel addeden bir takım tuhaf şahısların ırkçılıkla ilgili abuklamalarına maruz kalırız. Geçenlerde bir arkadaşım siyah tenli insanlara zenci değil de Afro-amerikan denmesini salık veren bir geri zekalıdan söz ettiğinde şaştım kaldım. Ulan bütün zenciler Amerika kıtasında mı yaşıyor?

Bu zenci kelimesi ile ilgili çok da fazla konuşmak istemiyorum, Arapçadan dilimize geçen bu sözcük siyahi demektir. Güney Amerika’da zencilere direk ‘negro (siyah)’ diye hitap ederler ve kimse gocunmaz. Halbuki oradaki siyah insanlara yönelik kölecilik ABD’den bile beter ve daha eskidir. Bizdeyse (en azından) siyahlara karşı herhangi bir ırkçılık hissedildiğini düşünmüyorum...

Dahası

Editörün Sayıklamaları, Rüyalar ve Anılar…

Alp Aslan, Aralık 2015

“All that we see or seem

Is but a dream within a dream.”[1]

Edgar Allen Poe

I. Rüyalar

Güney Amerika’dan döndükten sonra, yüksek düzeyde alkol alımı neticesinde jetleg durumunu kısa sürede atıyorum. Ancak gördüğüm rüyaların, özellikle sonuncularını net bir biçimde hatırlıyorum. Uyanma güçlüğü çekmem rüyaların gücünden olsa gerek. Çünkü vücudum yeteri kadar uykuyu aldığını bilip zihni uyandırmaya çalışıyor, zihin ise rüyanın esiri olarak gerçeklikten uzak durmak istiyor.

Descartes uyanıklık halinin bir rüya mı, yoksa rüyanın mı gerçeklik olduğunu kesinkes bilmenin olanaksızlığından söz ederken, aklıma Ferhan Şensoy’un 1980’lerde TRT’de yayınlanan müthiş yapıtı Varsayalım İsmail geliyor...

Dahası

GÜNEY AMERİKA MÜZİK NOTLARI II. BÖLÜM

    Alp ASLAN

 URUGUAY

Montevideo’da bir takım genç arkadaşlarda kalıyorum. Bazıları öğrenmeye meraklı, müziğimizi soruyor. Hangi birini anlatsam diye düşünüyorum bir an. Bizde her türlü müzik var diye kestirip atayım diyorum, anlamazlar diye vaz geçiyorum. Çünkü bir çok yönden kültürel beslenmeye o kadar açık topraklarda yaşıyoruz ki adamların dinlediği üç tür (ikisi boktan) müzikle kıyaslayınca bir yandan da onlara acımadan edemiyorum.

http://www.ec-patr.net/en/sounds_htm/pentecostarion/pascha.htm

Ortaçağ Bizans müziği

Hayatı boyunca makarna ve ekmekle beslenmiş birine zeytinyağlı sarma verirsen büyük ihtimalle midesi bulanır, zira ön bilgisi olmadığı için beynin, aynı anda gelen birden fazla değişik tadı algılaması çok zordur...

Dahası

GÜNEY AMERİKA MÜZİK NOTLARI I. BÖLÜM

Alp ASLAN

ARJANTİN

Arjantin denilince akla gelen ilk şey belki de tango[1]dur. Zannımca Maradona (Messi, futbol), Che, Eva Peron vs. bile bunlardan sonra gelir. Arjantinlilerin bu büyük övünç kaynağına itiraz tabii ki aynı modelin bir farklı versiyonu olan Uruguaylılardan geliyor. Tangonun Rio de la Plata yani Plata nehrinin etrafında doğduğunu belirten Uruguay vatandaşları, başkentleri Montevideo’nun da bu bölgede yer aldığına dikkat çekiyor. Bu milliyetçi saçmalıkları bir yana koyarsak bu güzel dans ve müziğin proleter sınıfı veya o zamanlar için alt-tabaka denilen kişiler tarafından icat edildiğini vurgulamak gerek.

P1080608La Boca’nın renkli duvarları

On dokuzuncu yüzyılın sonlarında Katolik (ve doğası gereği yobaz) kültür baskısından erkeklerin kadınl...

Dahası

ANA MAL’I ARAMAK – II. VE SON BÖLÜM!

Alp ASLAN

Hikayenin başı için bkz: http://gezenti.biz/?p=697

Bir insan evladı, İspanyolcasına sahip olduğu halde neden Arjantin’den Uruguay’dan veya İspanyolca konuşulan diğer ülkelerden de bu kitabı elde etme arzusundadır ki?

Arjantin’e vardığımda daha önce uyarısını almış olduğum üzere yanımda ABD doları götürmüş ve akabinde bunları blue-rate denilen oranıyla tanesini, sokakta “kambia, kambiya[1]” denilen şahıslar aracılığı ile 12,25 pezoya bozdurmuştum. Eğer değişim işlemini bankada yaptırırsanız bu oran sekiz küsur pezo gibi bir oranla gerçekleşiyor. Yani hiç de hoş olmayan bir durum. Keza ATM’den para çekerseniz de düşük kur geçerli, yabancı menşeili kredi kartı ile alışveriş yapmaya kalkarsanız da.

O yüzden Be...

Dahası

GÜNEY AMERİKA’DA ALKOLİZM-I

Alp ASLAN

ARJANTİN

Geldiğimin ilk haftasında buradaki şarapların fasonluğunu derhal idrak edip yıllardır kahrımı çeken damıtma alkole dönme isteği ile dolup taşıyorum. Kuzey Amerika menşeili viskiyi kedime bile vermediğim için ilk seçeneğim, burada pahalı olan İskoç yerine tabii ki her daim ucuz ama leziz olan İrlanda viskisi yönünde. Bu arayış içerisinde girdiğim dükkanın vitrininde gözüme güzel bir şişe çarpıyor: San Juan konyağı!

İlginç bir rastlantı, hayırlara vesile olur inşallah diyerek 70’lik şişeyi 16-17 TL’sına karşılık gelen bir değere alıyorum. Ve bom! Bu fiyata bu lezzet, inanılmaz.

P1080507

Arjantinliler sıcakkanlı ve klişe muhabbet konusunda bizimle yarışabilecek kapasiteye sahip bir millet...

Dahası