HANGİ GUYANA?

            Alp ASLAN

 

Benim bildiğim, yıllardır görmek istediğim bir tek Guyana var, zaten dünyada başka da Guyana yok. Ha, itiraz gelebilir Fransız Guyana’sı ne diye, ama o zaman yanıt soruda saklı olur. Adı üstünde Fransız şeysi, yani toprağı. Herhangi bir Şengen ülkesine giriyormuşçasına vize sorunumuz olan boktan Fransız ve de Avrupa toprağından başka bir şey olmayan bir bölge. Kazık yemek ve yediğiniz kazığın yanında sos olarak (madem kazık yedik o halde neden) Avrupa’nın tek uzay üssünün olduğu bölgeyi görmeyesiniz ki demekle geçiştirilebilecek bir yer.

Burada sözünü ettiğimiz, resmi adı Guyana Kooperatif Cumhuriyeti olan ülke...

Dahası

GÜNEY AMERİKA MÜZİK NOTLARI III. BÖLÜM

                                                        Alp ASLAN

EKVATOR

Cuenca adlı kent beklemediğim kadar güzel çıkıyor. Hatta beni öylesine etkiliyor ki bu sakinlik, dinginlik, kentte uzunca bir süre kalmaya karar veriyorum.

IMG_1034

Şahane mimari, neredeyse her yere yürüyerek ulaşım imkanı, kentin içinden akan tertemiz dereler, nehirler. Bişi yapan teyzeler, sıcakkanlı insanlar, huzur dolu bir ortam. Mercado yani halde, peynirli bişi satın alırken, bişici teyzelere bunun aynısı bizim ülkede de var diyince nasıl sevinmişlerdi! Hatta hemen adını öğrenip, çocuk gibi tekrarlamışlardı ‘bişi, bişi’ diye… (aman dikkat, üzerine hemen şeker atıyorlar!)

IMG_1051

Vardığımın ertesi günü, ortamda bir de caz kulübü old...

Dahası

KİMİ SINIR KAPILARI VE SAÇMA SINIR KENTLERİ

       Alp ASLAN

Uruguay-Brezilya

Uruguay’da Valizas kasabasından otobüse biniyorum. Bir gece önceden haritaya baktığımda sınır kenti Chuy’un ikiye ayrıldığını görmüş, dolayısıyla sınırın da kentin ortasında olabileceği izlenimine kapılmıştım. Otobüs çok erken kalktığı için uyukluyordum ama yine de şans eseri, sol tarafımızda sınır kapısını andırır bir bina kompleksinin olduğunu görüyorum. Belki de kamyonlar içindir diyerek uyuklamaya devam ediyorum, zira durmuyoruz. On dakika sonra da kente varıyoruz.

P1080768Valizas’a doğru

Biraz yürürsem açılırım diyorum ve kenti bölen büyük caddeye ulaşıyorum. Burası üzerinde duty free yazan bir sürü dükkanla ve sağda solda konuşlanmış tezgahtarlarla dolu. Onlardan birine Brezilya sınırını soruyorum...

Dahası

GÜNEY AMERİKA’DA ALKOLİZM-II

              Alp ASLAN

Başı için bkz. http://gezenti.biz/2015/07/22/gezi-ve-alkolizm/

PARAGUY-KUZEY ARJANTİN ve CAÑA

Asunsiyon’da hostel çalışanlarına milli içkilerini sormuştum, hemen bir şişe çıkartıp tattırmışlardı. Kanya diye okunup caña diye yazılan bu içki, şeker kamışı fermantasyonun damıtılmasıyla elde ediliyormuş. Nedense içer içmez bunun hastası oluyorum ve cañamı her daim yanımda taşıdığım metal mataramdan hiç eksik etmiyorum. Bu arada her gün farklı bir markayı deneyerek nihayetinde en kral lezzeti yakaladığım sonucuna varıyorum: Aristokrata adlı marka! Hosteldekiler: “Sana da bu yakışırdı zaten abi” diyor, alkışlayarak. Sahte bir alçakgönüllülük ve pis bir sırıtışla eyvallah ediyorum gençlere...

Dahası

SAKLI CENNET PARAGUAY

            Alp ASLAN

Brezilya’nın, adını Guarani dilinde Büyük Su anlamına gelen İguazu Şelalelerinden alan Foz de İguazu kentinden, Paraguay tarafındaki sınır kenti Ciudad del Este’ye varıyorum[1]. Genelde, pasaporttaşlarım vergisiz alışveriş olanağı bulunan bu kente günübirlik girip çıkabildikleri için, Paraguay topraklarına resmi giriş yapmıyor olacaklar ki sınır polisi şaşkınlık içinde pasaportumu evirip çevirmeye başlıyor. Neyse ki işlem çok uzun sürmüyor ve buyur ediyorlar. Dışarıda kente giden otobüsü beklerken yanımda hemen bir motorcu bitiveriyor: ‘Abi şimdi otobüs iki saatte gelmez, ben seni götüreyim’. Anlaşıyoruz. Otogara gidip başkent Asunsiyon yönüne otobüs biletini alıp sonra aynı motorla merkeze iniyorum...

Dahası

RAVINGS OF AN EXECUTIVE EDITOR: DREAMS AND MEMORIES

 Alp ASLAN

Translated by Ülke UYSAL

“All that we see or seem

Is but a dream within a dream.”

Edgar Allen Poe

 

I.Dreams

After I came back from South America, thanks to heavy alcohol consumption, I was able to recover from jet lag. However, I remembered my dreams clearly, particularly the last ones. Perhaps it was difficult to wake up because of the power of these dreams. Because my body knew that I had enough sleep and it tried to wake my mind up; whereas the mind, as a captive of dreams, desired to avoid reality.

Descartes mentions that it is impossible to acknowledge whether the state of awareness is a dream or the dream itself is a reality. This reminds me of Ferhan Sensoy’s masterpiece, Varsayalım Ismail[1], which was featured on TRT (Turkish State Television) in the 1980s...

Dahası

SAÇMA SAPAN GEMİ YOLCULUKLARI-II

PUERTO MONTT’TAN PUERTO NATALES’E

Öncesi için: http://gezenti.biz/2016/01/05/patagonyaya-dogru/

İyi kalpli amcanın uyarısı üzerine üç şişe şarap biraz da viskiyi yükleniyorum. Şüphelerimin aksine alkol araması filan olmuyor. Kentteki ufak limandan bizi otobüse bindirip, Puerto Montt’un bayağı ilerisinde olan asıl limana götürüyorlar. Gemi oldukça büyük. Kamaralara yerleşip güverteyi kolaçan ediyorum, zira içkimi yudumlamak için sote yerlere ihtiyacım olabilir.

Amazon’daki gemiden sonra bu gemi bana lüks ötesi geliyor. Konforlu yataklar, sürekli çay kahve servisi (şekersiz), lezzetli ve çeşidi bol yemekler… Gerçi bilet fiyatı Amazon’dakinin beş katı kadar ama olsun.

IMG_2457

Artık aylar süren yolculuğumun sonlarına yaklaştığımdan mıdır nedir, üze...

Dahası

SAÇMA SAPAN GEMİ YOLCULUKLARI-I

MANAUS’A DÖRT GÜN KALDI

Alp ASLAN

Yazının öncesi: http://gezenti.biz/2016/01/10/bir-amazonya-macerasi-2/

IMG_1864

Amazon turundan döndükten sonra aklıma birden, Kolobiya’daki Leticia ve Brezilya’daki Tabatinga’yı ayıran hayali sınır bölgesinde polis ofisi olmadığı geliyor. Yarın sabah Tabatinga’dan yola çıkacağım ve sınır kentlerinde garip uygulamaların döndüğünü, tecrübelerimden biliyorum.

Hostel sahibi Kolombiya sınır polisinin yalnızca havaalanında olduğunu söylüyor ve saat 18:00’de dükkanı kapatıyorlarmış. Brezilya sınır polisi ise kentin içlerine doğruymuş. Sıçtık diyorum zira saat 17:35! Derhal pasaportu kaptığım gibi dışarıdan geçmekte olan tevez[1]i durduruyorum. Sürücü durumu anlayıp beni 18:00’den önce oraya ulaştırıyor...

Dahası

BİR AMAZONYA MACERASI II. BÖLÜM

      Alp ASLAN

DERİN AMAZONYA

Amazon bölgesinde bir yerden başka bir yere rahatça ulaşmak için tek seçeneğiniz elbette ki nehir. Karayolu veya demiryolu inşasının mümkün olmadığı bu devasa ormanda yürümek bile başlı başına bir macera. Biz de, merkezden ufak bir akarsuyla ayırılan adanın arka tarafından ince uzun teknemize biniyoruz (kapak fotoğrafı).

İlk durağımız yakınlarda, devasa nilüferlerin olduğu bölge. Her yer fena halde balçık olduğundan ormanda yapmaya çalıştığımız ufak yürüyüş bile bizi bitiriyor. Dolayısıyla yürümeyi bırakıyoruz. Eddier de bize ağaçları, sarmaşıkları filan anlatmaya başlıyor. Ağaçlardan sallanan sarmaşık denilince ilk akla gelen şey malumunuz olduğu üzere Tarzan karakteridir...

Dahası

BİR AMAZONYA MACERASI I. BÖLÜM

    Alp ASLAN

SANTA MARTA-LETİCİA-TABATİNGA

Santa Marta

İlk hedefim Kolombiya’nın kuzeyinden Venezuela’ya girmek ve ülkeyi boydan boya kat ederek Büyük Savana’dan Brezilya’ya geçmekti. Güney Amerika’ya ilk gittiğim zaman bir ABD doları altı Venezuela bolivarı gibi bir şeydi. Kolombiya’nın kuzeyine vardığımdaysa ekonomik kriz tavan yapmış ve bir dolar altı yüz bolivara kadar ulaşmıştı. Devlet Başkanı Maduro ülkedeki yolsuzluklarla savaşmak yerine, popülist politikalar eşliğinde, aslında aynı milletten olan fakat halkı tarafından sevilmeyen Kolombiyalıları ülkeden sınır dışı ediyordu. Dolayısıyla sınır kapısında fena bir kaosun hakim olduğu bilgisi gelmişti. Santa Marta polis karakoluna gidip durumu anlatıyorum, bir başka polisi arayıp getirtiyorlar...

Dahası