SAKLI CENNET PARAGUAY

            Alp ASLAN

Brezilya’nın, adını Guarani dilinde Büyük Su anlamına gelen İguazu Şelalelerinden alan Foz de İguazu kentinden, Paraguay tarafındaki sınır kenti Ciudad del Este’ye varıyorum[1]. Genelde, pasaporttaşlarım vergisiz alışveriş olanağı bulunan bu kente günübirlik girip çıkabildikleri için, Paraguay topraklarına resmi giriş yapmıyor olacaklar ki sınır polisi şaşkınlık içinde pasaportumu evirip çevirmeye başlıyor. Neyse ki işlem çok uzun sürmüyor ve buyur ediyorlar. Dışarıda kente giden otobüsü beklerken yanımda hemen bir motorcu bitiveriyor: ‘Abi şimdi otobüs iki saatte gelmez, ben seni götüreyim’. Anlaşıyoruz. Otogara gidip başkent Asunsiyon yönüne otobüs biletini alıp sonra aynı motorla merkeze iniyorum...

Dahası

RAVINGS OF AN EXECUTIVE EDITOR: DREAMS AND MEMORIES

 Alp ASLAN

Translated by Ülke UYSAL

“All that we see or seem

Is but a dream within a dream.”

Edgar Allen Poe

 

I.Dreams

After I came back from South America, thanks to heavy alcohol consumption, I was able to recover from jet lag. However, I remembered my dreams clearly, particularly the last ones. Perhaps it was difficult to wake up because of the power of these dreams. Because my body knew that I had enough sleep and it tried to wake my mind up; whereas the mind, as a captive of dreams, desired to avoid reality.

Descartes mentions that it is impossible to acknowledge whether the state of awareness is a dream or the dream itself is a reality. This reminds me of Ferhan Sensoy’s masterpiece, Varsayalım Ismail[1], which was featured on TRT (Turkish State Television) in the 1980s...

Dahası

SAÇMA SAPAN GEMİ YOLCULUKLARI-II

PUERTO MONTT’TAN PUERTO NATALES’E

Öncesi için: http://gezenti.biz/2016/01/05/patagonyaya-dogru/

İyi kalpli amcanın uyarısı üzerine üç şişe şarap biraz da viskiyi yükleniyorum. Şüphelerimin aksine alkol araması filan olmuyor. Kentteki ufak limandan bizi otobüse bindirip, Puerto Montt’un bayağı ilerisinde olan asıl limana götürüyorlar. Gemi oldukça büyük. Kamaralara yerleşip güverteyi kolaçan ediyorum, zira içkimi yudumlamak için sote yerlere ihtiyacım olabilir.

Amazon’daki gemiden sonra bu gemi bana lüks ötesi geliyor. Konforlu yataklar, sürekli çay kahve servisi (şekersiz), lezzetli ve çeşidi bol yemekler… Gerçi bilet fiyatı Amazon’dakinin beş katı kadar ama olsun.

IMG_2457

Artık aylar süren yolculuğumun sonlarına yaklaştığımdan mıdır nedir, üze...

Dahası

SAÇMA SAPAN GEMİ YOLCULUKLARI-I

MANAUS’A DÖRT GÜN KALDI

Alp ASLAN

Yazının öncesi: http://gezenti.biz/2016/01/10/bir-amazonya-macerasi-2/

IMG_1864

Amazon turundan döndükten sonra aklıma birden, Kolobiya’daki Leticia ve Brezilya’daki Tabatinga’yı ayıran hayali sınır bölgesinde polis ofisi olmadığı geliyor. Yarın sabah Tabatinga’dan yola çıkacağım ve sınır kentlerinde garip uygulamaların döndüğünü, tecrübelerimden biliyorum.

Hostel sahibi Kolombiya sınır polisinin yalnızca havaalanında olduğunu söylüyor ve saat 18:00’de dükkanı kapatıyorlarmış. Brezilya sınır polisi ise kentin içlerine doğruymuş. Sıçtık diyorum zira saat 17:35! Derhal pasaportu kaptığım gibi dışarıdan geçmekte olan tevez[1]i durduruyorum. Sürücü durumu anlayıp beni 18:00’den önce oraya ulaştırıyor...

Dahası

BİR AMAZONYA MACERASI II. BÖLÜM

      Alp ASLAN

DERİN AMAZONYA

Amazon bölgesinde bir yerden başka bir yere rahatça ulaşmak için tek seçeneğiniz elbette ki nehir. Karayolu veya demiryolu inşasının mümkün olmadığı bu devasa ormanda yürümek bile başlı başına bir macera. Biz de, merkezden ufak bir akarsuyla ayırılan adanın arka tarafından ince uzun teknemize biniyoruz (kapak fotoğrafı).

İlk durağımız yakınlarda, devasa nilüferlerin olduğu bölge. Her yer fena halde balçık olduğundan ormanda yapmaya çalıştığımız ufak yürüyüş bile bizi bitiriyor. Dolayısıyla yürümeyi bırakıyoruz. Eddier de bize ağaçları, sarmaşıkları filan anlatmaya başlıyor. Ağaçlardan sallanan sarmaşık denilince ilk akla gelen şey malumunuz olduğu üzere Tarzan karakteridir...

Dahası

BİR AMAZONYA MACERASI I. BÖLÜM

    Alp ASLAN

SANTA MARTA-LETİCİA-TABATİNGA

Santa Marta

İlk hedefim Kolombiya’nın kuzeyinden Venezuela’ya girmek ve ülkeyi boydan boya kat ederek Büyük Savana’dan Brezilya’ya geçmekti. Güney Amerika’ya ilk gittiğim zaman bir ABD doları altı Venezuela bolivarı gibi bir şeydi. Kolombiya’nın kuzeyine vardığımdaysa ekonomik kriz tavan yapmış ve bir dolar altı yüz bolivara kadar ulaşmıştı. Devlet Başkanı Maduro ülkedeki yolsuzluklarla savaşmak yerine, popülist politikalar eşliğinde, aslında aynı milletten olan fakat halkı tarafından sevilmeyen Kolombiyalıları ülkeden sınır dışı ediyordu. Dolayısıyla sınır kapısında fena bir kaosun hakim olduğu bilgisi gelmişti. Santa Marta polis karakoluna gidip durumu anlatıyorum, bir başka polisi arayıp getirtiyorlar...

Dahası

PATAGONYA’YA DOĞRU

     Alp ASLAN

Puerto Montt

Uzun süren Güney Amerika yolculuğumun son durağı, Şili ve Arjantin’de devasa bir alan kaplayan Patagonya bölgesi. Öncelikle Santiago’dan bir gece otobüsüyle Puerto Montt’a geçiyorum. Sabah kasabaya vardığımda beni berbat bir yağmur ve soğuk bir hava karşılıyor. Mevsimlerden kış sonu ve kutup bölgesine yaklaştım, ne bekliyordum ki?

IMG_2259

Ortada neyse ki turist namına pek kimse yok. Kalacağım misafir evinde koca bir odayı bana tahsis ediyor mekan sahibi teyze. Keyifle önce kasaba merkezini turluyorum sonra tam aksi istikametteki balık pazarına gidiyorum. Buranın ana gelir kaynağı somon, dolayısıyla fiyatların yüksek olduğu Şili’de en azından burada daha ucuza somon yerim düşüncesi içerisindeyim...

Dahası

URUGUAY’DA ÖLÜMÜ SORGULAMAK

Alp ASLAN

“Şimdi ölüm oldum, dünyaların yıkıcısı.[1]

Bhagavad Gita, Mahabharata

Natürmort, Fransızcadan dilimize ‘ölüdoğa’ diye tercüme edilmiş bir sözcük olarak neredeyse iki bin yıl öncesine dayanan bir sanat akımını temsil eder; İngilizce karşılığı ise ‘hareketsiz yaşam’ demektir. Zorlama bir kelime oyunu yapmaya kalksam acaba bunu ‘hala-hayat(ta)’ olarak algılatabilmem mümkün olur muydu, bilemiyorum.

Natürmort tablolara baktığımda eserler bana ölü av hayvanlarını, meyveleri, kısaca besinlerimizi resmetmekten ibaretmiş gibi görünüyor. Gerçekte kopartılmış meyve resimleri bana hiçbir zaman ölü bir doğa izlenimi vermemiştir...

Dahası

ASLEN HEPİMİZ ÇEKİK GÖZLÜ DEĞİL MİYİZ?

   Alp Aslan

Kimi zaman, ülkemize özgü yarım akıllı ve kendisini entellektüel addeden bir takım tuhaf şahısların ırkçılıkla ilgili abuklamalarına maruz kalırız. Geçenlerde bir arkadaşım siyah tenli insanlara zenci değil de Afro-amerikan denmesini salık veren bir geri zekalıdan söz ettiğinde şaştım kaldım. Ulan bütün zenciler Amerika kıtasında mı yaşıyor?

Bu zenci kelimesi ile ilgili çok da fazla konuşmak istemiyorum, Arapçadan dilimize geçen bu sözcük siyahi demektir. Güney Amerika’da zencilere direk ‘negro (siyah)’ diye hitap ederler ve kimse gocunmaz. Halbuki oradaki siyah insanlara yönelik kölecilik ABD’den bile beter ve daha eskidir. Bizdeyse (en azından) siyahlara karşı herhangi bir ırkçılık hissedildiğini düşünmüyorum...

Dahası

Editörün Sayıklamaları, Rüyalar ve Anılar…

Alp Aslan, Aralık 2015

“All that we see or seem

Is but a dream within a dream.”[1]

Edgar Allen Poe

I. Rüyalar

Güney Amerika’dan döndükten sonra, yüksek düzeyde alkol alımı neticesinde jetleg durumunu kısa sürede atıyorum. Ancak gördüğüm rüyaların, özellikle sonuncularını net bir biçimde hatırlıyorum. Uyanma güçlüğü çekmem rüyaların gücünden olsa gerek. Çünkü vücudum yeteri kadar uykuyu aldığını bilip zihni uyandırmaya çalışıyor, zihin ise rüyanın esiri olarak gerçeklikten uzak durmak istiyor.

Descartes uyanıklık halinin bir rüya mı, yoksa rüyanın mı gerçeklik olduğunu kesinkes bilmenin olanaksızlığından söz ederken, aklıma Ferhan Şensoy’un 1980’lerde TRT’de yayınlanan müthiş yapıtı Varsayalım İsmail geliyor...

Dahası