MİSTER NO

Alp ASLAN

“Oh, when the saints go marchin in…”

İnsana Gezme İsteği ile Birlikte Yaşama Sevinci Veren Bir Çizgi Roman

Mister No, yani gerçek adıyla Jerry Drake, II. Dünya Savaşı’nda Birleşik Devletler ordusunda, özellikle Pasifik’te Japonlara karşı savaşmış askeri bir pilottur. Ama otoriteyle olan sorunları yüzünden ‘piyadeliğe’ terfi ettirilmiş, kara savaşında Japonlara tutsak olmuş, işkence karşısında ise sorulan sorulara hep ‘hayır’ diye yanıt verdiği için de sabık düşmanları tarafından kendisine verilen bu ismi yadırgamamıştır (Mister No, yani Bay Hayır ya da Hayır Bey). Savaş bittikten sonra ‘hak ettiği’ onur madalyalarını çöpe atıp, ne savaşın ne de Birleşik Devletler’in adını duymayacağı, kendisine göre huzur ve mutluluk dolu Brezilya ormanlarının içindeki, o zamanın (yani 1950’lerin) Manaus’una turist rehberi bir pilot olarak yerleşir. Oradaki en yakın dostu, yine bir çok açıdan kendisine benzemekle beraber kimi zaman fikir ayrılığına düştüğü eski bir Alman askeri olan ‘SS’ lakaplı Otto Kruger’dir.

mr noOkumak için resme tıklayınız

Her ikisi de dostluğa, fedakarlığa ve dürüstlüğe inanan bu iki insan aynı zamanda iflah olmaz içicilerdir ve her ikisi de kadınlara düşkündür. Ancak Jerry’nin aksine Otto kadınlara aşık olmak istemeyen bir karakterdir. Jerry’nin aksine kötülere karşı daha serttir. Ancak Otto’nun biraz mistik ve Jerry’nin asla çözemediği bir tarafı da vardır.

İkisinin bana göre en büyük eylemi ve bunun sonucunda ortaya çıkan en önemli maceraları, Amazon nehrini kirleten, çevre kabileleri ve ormanı da tehdit eden bir fabrikaya koydukları bomba ve bunun neticesinde başlayan o uzun soluklu ve oldukça heyecanlı geçen bölümleridir.

Her birisi ayrı güzellikte bir yol ve yolculuk öyküsü olan Mister No maceralarının genelde geçtiği yer Güney Amerika’dır. Ancak Afrika, çocukluğunun geçtiği Niyork ve daha önce savaşmış olduğu bölge olarak daha sonra tekrar yolunun düştüğü Uzak Doğu ülkeleri de önemli maceralarının hayat bulduğu bölgelerdir. Bazen olmaması gereken bir yerde bulunan bir Maya tapınağı, geçmiş kültürle günümüz kültürünü çatıştırırken, bilimin değerleri, ünlü olma arzusu, hırs, akademizm, para hırsı gibi zaaflarımızı sorgulatır. Çağdaş dediğimiz ‘değerler’ karşısındaysa[1] ‘ilkel’ kabile şefinin dinginliği, gelişen dünyayı anlamak istememesi, kültürünü ve yaşantısını korumaya çalışması durur.

Bir diğer hikaye bizi 1930’ların, ekonomik bunalım yıllarının Niyork’una götürür. O zamanların sokak kültürü, arkadaşlıklar, oldukça duygusal bir dille anlatılırken kendi çocukluğumuzu görür gibi olur ve biz de duygulanırız. Birleşik Devletler’in ortalarında bağnaz bir kasabada, görmekte sıkıntı çeken savaş gazisi bir yerli ile kesişir yolu kahramanımızın. Barda, alaylarla, horgörü ile karşılanmıştır yerli. Mister No’nun bu haksızlığa karşı çıkarttığı kavga neticesinde gelen kasaba şerifi elbette ki derhal yerli ile bu kavgacı yabancıyı tutuklamak ister. Ne var ki bu kez sert kayaya çarpmıştır. İkisi de ‘gazi’ olan bu kişiler şerifin temsil ettiği devlet için savaşmış olduğundan şerif bunlara bir şey yapamaz. Yolun devamında Birleşik Devlet’lerin kronik hastalığı olan ırkçılık, tutuculuk, aşırı dincilik ve önyargıları izleriz. Bu devleti ve vatandaşlarını daha objektif bir biçimde tahlil etmemiz gerektiğini anlarız.

Bunu dile getiren yalnızca biz değilizdir. Amazon ormanına düşen bir Sovyet uydusundaki kozmonot da Mister No ile kaderi kesiştiğinde aynı noktaya değinir. Mister No, “sen bizim dilimizi konuşuyorsun ama benim ne senin dilinden ne de kültüründen haberim var” şeklindeki yorumuna kozmonotun, “çünkü çok kapalı bir toplumsunuz, kimseyi anlamaya çalışmıyorsunuz” tespiti yoruma mahal vermez.

***

Bir başka hikayede ise Mister No, eski Kangaseyro[2]‘lara öykünen bir grup sosyal haydutla[3] beraber Robin Hood’luğa özenirken Brezilya’nın o zamanlar henüz keskinleşmekte olan sosyal adaletsizliğine tanık eder bizleri.

Sosyal adaletsizliğe, değişen dünyanın değişen koşullarına karşı hep geçmişin yanında yer almak ister Mister No. Aslında şu anda bile etrafımızda dönen olaylara çok benzerdir bu hikayeler. Örneğin, Birleşik Devletler’den eski bir mafya üyesi; balıkçılıkla geçinen bir yöreye gidip orada geleneksel olarak Jangada[4]‘larla yapılan balıkçılığı, büyük ve gelişmiş teknelerle yaparak, bu geleneği öldürürken, yöre halkını da kendi şirketi altında çalışmaya zorlar. Bunu kabul etmeyenleri işsiz bırakıp açlığa ve sefalete mahkum eder ama yetkililerin gözünde dürüst ve güvenilir bir işadamıdır.

Ya da Amazon ormanlarında örgütlenmeye çalışan Nazi’lerdir hedef. Nazi ordusundaki muhalif kanatta olduğunu söyleyen Kruger’ın, geçmişiyle hesaplaşmasına da yardım eder Mister. No.

Bazen de Venezuela’nın nehirlerindeki berbat koşullardaki elmas avcılığının detaylarına götürür bizi hikayeler. Ya da 1950’li ve 60’lı yıllardaki ‘zengin, küstah ve kültürsüz’ Birleşik Devletler turisti fenomenine. Bir pitonu gördüğünde hemen ona ateş ederek öldürmek isteyen birini çok kötü benzetir. Ve hayretler içinde bağırır: ”Dünyada bu kadar güzel bir hayvanı görme fırsatı yakalayan ender insanlardan birisin, ama görür görmez onu öldürmek istiyorsun!”Ve arada Birleşik Devletler Merkezi Haberalma Örgütü’nün karıştığı komplolar bize Güney Amerika’nın ne zamandan beri ilginç bir “arka bahçe” olduğunu hatırlatır.

Neticede bir yarı ‘anti-kahraman’ olan Mister No, asla kaybetmediği saflığı, neşesi (Kitaplardaki çevirinin aksine, ‘hayat ne kadar güzel, hoş’ yerine Mister No neşelendiğinde, ‘Oh, when the saints go marchin in’ şarkısını söylemektedir) ve boşvermişliğiyle hayatımızda yeni ufuklar açmış bir kişidir. Diğer kahramanların aksine, çabuk kırılan, dayak yiyen, sarhoş olan, kadınlar tarafından aldatılan, kısaca en insan karakterlerden birisidir. Kendisiyle hem oturup beraber içebilir, hem de eğlenceli bir yolculuğa ve maceraya birlikte çıkabilirsiniz.

Çekinmeyin.


[1]    Ayrıntı için bkz. Pierre Clastres’nin eserleri, Ayrıntı Yayınları

[2]    Türkçe açıklaması yok ama ilgilenenler için internet araştırması: http://en.wikipedia.org/wiki/Cangaço ve Glauber Rocha’nın kimi filmleri

[3]    Eric Hobsbawn’ın deyimiyle

[4]    Türkçe açıklaması yok ama ilgilenenler için internet araştırması: http://en.wikipedia.org/wiki/Jangada


 

Yanıtla