Martin Mystére

Alp ASLAN

250px-Superman_in_Red_Son
AH ŞU ÇİZGİ ROMANLAR!
Amerika Birleşik Devletleri’nden ithal ettiğimiz bir çok boktan politik düşüncenin arasında göze fazla batmayan, Dr. Fredric Wertham(1) adlı şahsın öncülük ettiği “çizgi roman okuma fobisi” ülkemizde ilginç bir şekilde tutulmuş ve etkileri günümüze kadar süregelmiştir. Sadece muhafazakar ve statükocu değil, açık fikirli ve okumayı seven bir çok insanın bile şüpheyle veya en hafif tabiriyle burun kıvırarak, küçümseyerek yaklaştığı bir alandır çizgi roman.

Aslında yukarıda sözünü ettiğimiz kişinin çizgi romana savaş açmasının kendine göre mantıklı nedenleri olduğu su götürmez. Öncelikle çizgi romanın hayal gücünü aşırı bir biçimde çalıştırdığı için düzen tarafından sakıncalı görünmüş olması doğaldır. İkincil olarak ABD menşeili Marvel’ın kimi kahramanları bile açıkça düzen karşıtlığı yapmaktadır. 1968’de ABD’de yapılan bir ankette en sevilen 100 kişi arasında Örümcek Adam ve Hulk’un ilk sıralarda olması da bunun bir göstergesidir. Süperman ise tüm antipatisine karşın, maceralarında uzun yıllar çevrecilik yapmıştır.

(Kısa bir parantez açıp 2003 yılında yine ABD’de yayınlanan Süperman Red Son (Kızıl Oğlan)’dan bahsetmek istiyorum. Sovyetler Birliği’in altın yılları 50’ler ve 60’larda SSCB’de yetişip serpilen kahramanımız, büyüdüğünde göğsündeki orak-çekiçli sembolle bambaşka değerlerin propagandasını yapar.)

ABD’deki çizgi roman kahramanları tüm iyi niyetlerine karşın, özünde yalnızca, oranın insanına ‘farklı’ olmanın kötü bir şey olmadığını, aslında önemli olanın iç güzelliği olduğunu anlatmaya çalışır. Zira bizde olduğunun aksine ABD’de, eğer toplumdan farklıysan seni ‘freak (ucubik)’ olarak görüp dışlarlar.

Ancak bir yandan ABD çizgi roman yazarlarının kötü bir niyetleri de vardır. O da toplumlarını nükleer bir savaş ihtimaline karşın radyasyonla barıştırma, radyasyonu sevmeye öğretme çabalarıdır. Bildiğiniz kahramanların hemen hemen tümünün bir şekilde radyasyona maruz kalmasını garipsememek gerek. Özellikle 50’lerde ABD’nin kendi ülkesinde nükleer denemeler yaptığı aşikarken.

Bizim asıl ilgi alanımız ise ABD’de yayınlanan değil, çoğu ABD’de geçmesine karşın sağlam entellektüel bir düzlemde, oldukça iyi kurgulanan ve çok fazla bilgi içeren, özellikle İtalyan Bonelli editörlüğünde yayımlanan çizgi romanlardır.

Bunlar bir çoğumuzun bildiği Zagor, Mr. No, Martin Mysteré olduğu gibi, daha az bilinen Nathan Never, Magicovento (Büyülü Rüzgar) gibi kahramanların maceralarıdır.

Martin Mystére

Untitled4

Çizgi roman bir gezi macerasıdır aslında. Yukarıda sözünü ettiğimiz kahramanlar genelde dünyanın dört bir yanına yolculuk yaparlar, belki de asla bulunamayacağımız coğrafyaları, insanları, kültürleri tanıtırlar. Bunların başında da sağlam bir arkeolojik, mitolojik ve entellektüel altyapısı olan Martin Mystére geliyor.

Alfredo Castelli tarafından 1982 yılında yaratılan Martin Mystére Niyork’ta yaşayan, aslen bir antropolog olmasına karşın arkeoloji ve sanat tarihinde de uzmanlaşmış bir profesördür. Antik Mısır ve Yunan dillerinin yanı sıra günümüz İtalyancasını, Fransızcasını çok iyi konuşmaktadır.

Dizi, temelinde, bilimin redettiği kimi teorileri veya örnekleri irdeleyerek “gerçeğin göründüğü gibi olamayabileceğini” işler. Özellikle soğuk savaş yıllarında, kayıp iki uygarlık olan Atlantis ve Mu(2)’nun arasındaki savaşı betimleyerek o günlerin nükleer savaş gerilimini yansıtır ve her şeye karşın başka bir çözüm olabileceğini söyler. Zira aslında tarih “olması gerektiği” gibi yazılmamıştır. “Kara Adamlar” denilen ve bin yıllardır varolan bir örgütün gerçekleri saklayarak, tarihi onların istediği şekilde yazdığını iddia eder; çünkü bu örgüt insanlığın, daha önce Mu ile Atlantis zamanında yaşadığı ve dünyaya büyük yıkım getiren o korkunç savaşı tekrarlamaması için çabalamaktadır. Dolayısıyla Kara Adamlar geçmiş uygarlıkların gelişmiş bilgilerini yok etmeyi amaç edinmişlerdir (Bkz alttaki resim, alıntı Lal Kitap tarafından yayınlanan Martin Mystére serisinden).

Untitled5
(Yazılar okunmuyor olabilir, Kara Adam: Toplum, Ekonomi ve İktidar iki bin yıldan beri belli modeller, belli dinler, belli inançlar üzerine oturtulmuştur. Eğer biri çıkıp da bunları bozmaya kalkacak olursa ister istemez pek çok şey değişir. Bugünkü anlamıyla İktidar sarsılmaya başlar. Ve biz buna izin vermeyiz!..)

1990’lı yıllarda soğuk savaşın bitmesinden sonra Atlantis ve Mu konusunun işlenmesi oldukça azalmıştır ama buna karşın konu zenginliği artmıştır. Dizinin kahramanlarını bir gün Belize’de Maya uygarlğı araştırması yaparken diğer bir gün Papua-Yeni Gine’de kayıp bir kabilenin izini sürermektedir. Coğrafyalar oldukça detaylı bir şekilde ansiklopedik bilgiler eşliğinde tanımlanır. Böylece o an kilometrelerce uzağımızda olan Angkor Wat veya La Sagrada Familia artık bizim için o kadar da uzakta değildir. Bir yandan Tupi-Guarani’lerin yaşantıları hakkında bilgi sahibi olurken diğer tarafta “beyaz adamın”, uygarlığı ile beraber bir çok topluluğa yıkım getirdiği gerçeği de anlatılır.

Gerçek bilgiler ve olaylar Erich von Danikenvari hipotezler eşliğinde sunulurken; okuyucu hayal dünyasında gezinirken bile düşünmeye ve araştırmaya yönlendirilir. Bazı maceralarda paralel boyutlar işlendiği için referans olarak kuantum fiziğine başvurmak gerekirken, bazı maceraların anlaşılması için Faucolt Sarkacı’nın okunması şart olmuştur.

Bu arada kahramanımız 15.000 yıllık bir Mu silahına sahiptir ve en yakın dostu ve asistanı bir Neanderthal insanıdır.

Ülkemizde Lal Kitap ve Maceraperest çizgiler tarafından yayınlanmaktadır.

http://www-en.sergiobonellieditore.it/auto/cpers_index?pers=martin

1 Yazdığı “Seduction of the Innocent” (Masumiyetin Korunması) isimli kitabında çocukların neden çizgi roman okumaması gerektiğini sıralar.
2 Popüler batık kıta Atlantis ilk kez Platon’un Timaios ve Kritias adlı eserlerinde göze çarpar. Pek bilinmeyen Mu uygarlığı ile ilgili kitapların yazarı James Churchward, Mustafa Kemal Atatürk’ün yakın ilgisi ile karşılaşmıştır ve Atatürk hayattayken bu kitaplar dilimize kazandırılmıştır. Atatürk Güneş Dil Teorisi’ni kurmaya çalışırken bizlerin, Mu’nun bir kavmi olan Uygurlara dayandırmaya çalışması ilginç bir anektod olabilir.

Yanıtla