NEDEN GEZENTİ?

Bu lanetli dergiyi 2008’de yayınlamaya başlamadan hemen önce isim tartışmasında, bizim köyde çok ve boş beleş gezen ile taşak geçmek maksatlı söylenen ‘gezenti’ sözcüğünü önermiştim. Millet bok var gibi bu söze hemen atlamıştı. 2010’da iflas bayrağını çekip topu atana kadar, 2011’den sonra da internet sayfasını almamdan bu yana bu ismi kullanıyorum. Ben nereden bilebilirdim ki bir süre geçtikten sonra eline her mikrofon, her kamera alan bu sikindirik ismi almış yollara düşmüş, kendine mahlas edinmiş. En tiksindiğim şey popüler kültürdür ama bu saatten sonra ismi değiştirmek de zor.

Ama yine de politik farkımız ortaya çıksın diye anarko-seyyah açıklamasını ekleme gereği duydum. Aslında rahmetli babaannem ilk sayının editör sayfasında da belirttiğim üzere bana sürekli ‘akılsız köpeği yol kocatır’ derdi ama demek ki denyo gibi gezme olayını yirmi yıl kadar önce bırakmış olduğumdan mıdır nedir, dolu dolu gezmeye ve yaşlanmamaya özen gösteriyorum. Kimsenin gitmediği yer kalmadı ama herkesin bilmediği yerleri bulmaya, gerçekten farklı kültürleri tanımaya gayret ediyorum. O kadar ilginç şeyler de yaşadım ki umarım her seyyah böyle maceralar tadar.

Mamafih gezdiğim gördüğüm bir sürü ilginç yeri yazmıyorum. Çünkü gezmek keşfetmektir. Tıpkı sinema gibi, aynı konuyu bir sürü açıdan görebilirsin. Bir tane aşk hikayesi vardır ortada ama bunu en az yüz farklı şekilde yaşamış bin tane de insan vardır. Dolayısıyla önceden tüyo vermek maceranın tadını kaçırır. Ne ulan o elde cep telefonu (eskiden de Lonely Planet vardı ki zinhar kullanmadım), internet, bok püsür. Kaybola kaybola gezemedikten, ücraya ücraya gitmedikten sonra mal bir turist gibi gezmenin ne tadı var anlamıyorum.

İlginç yerleri yazmamanın nedeni paylaşmama isteği değil, bunları ancak gerçek seyyahlarla paylaşıyorum. Herkesle paylaşılırsa bu tür özel şeyler, müptezelleşir. Bunun yanı sıra milleti oraya doldurup orada halen korunan kültürün öldürülmesini de önlemeye çalışmak gerek diye düşünüyorum.

Neredeyse yirmi yıl kadar önce Nepal’e gittiğimde, dağlarda dolanırken çocuklar gelip benden kalem istemişlerdi. O zamanlar köylerinde doğru dürüst okulu geçtim, kağıdı bile olmayan çocuklar kalemi ne yapacaktı ki? Aslında bir şey yapacağından değil. Orospu çocuğu turistler gelmiş gelmiş çocuklara kalem dağıtmış. Bu şekilde de çocukları hem dilenciliğe alıştırmışlar hem de kullanmadıkları saçma sapan bir malzemenin sahibi yapmışlar.

İlacın veya doktorun zinhar bulunmadığı, arabaların ulaşamadığı bu köylere helikopterle koka-kola yardımı yapılmasını ise ağlayarak izlemiştim. Kolanız batsın, bebek ölümleri Nepal’de her zaman yüksektir. Ona bir çare bulun, yok!

Neyse, konuyu çatallandırmayayım. Gezerken kültürlere, insanlara, hayvanlara ve elbette ki doğaya saygıda kusur etmemenizi diler, herkese iyi yolculuklar dilerim.

Yanıtla