Kategori Yeme İçme Kültürü

BABUSHKA SCOLDING

   Alp ASLAN

Translation: Ülke Evrim UYSAL

The old woman in Slavic culture Babushka, who might be translated as grandmother, is famous for her legendary scolding. This ancient tradition of scolding, which is often encountered in post-socialist countries, is still vivid today. Personally I was aware with the Babushka phenomenon during my early visits to the post-socialist world, as I got my very first scolding. Eventually I tried to find methods to prevent from these unpleasant happenings. However, I soon comprehended that it is almost impossible to save yourself from the wrath of a babushka. That scolding, one way or another, should be duly delivered without making any discrimination of religion, language or race...

Dahası

BABUŞKA FIRÇASI

  Alp ASLAN

Dilimize ‘nine’ diye çevirebileceğimiz babuşkalardan, yani Slav kültüründeki yaşlı teyzelerden yenilen fırça, eski sosyalist ülkelerde sıkça rastlanan, günümüzde de halen geçerliliğini koruyan çok eski bir gelenektir. Ben şahsen, yıllar önce post-Sovyet ülkelerini ziyaretimde ilk fırçalarımı yemeye başlar başlamaz olaya uyandım ve akabinde bu sıkıntılı durumdan korunma yollarını aramaya başladım. Ne var ki, yine kısa sürede idrak ettim ki, bundan korunmak imkansıza yakın. O fırça öyle veya böyle yenilecek; din, dil, ırk ayrıt etmeden hem de. Zira, önceleri biz yabancıyız, dil bilmiyoruz, iz bilmiyoruz diye fırça yiyor sanıyorduk...

Dahası

SAKLI CENNET PARAGUAY

            Alp ASLAN

Brezilya’nın, adını Guarani dilinde Büyük Su anlamına gelen İguazu Şelalelerinden alan Foz de İguazu kentinden, Paraguay tarafındaki sınır kenti Ciudad del Este’ye varıyorum[1]. Genelde, pasaporttaşlarım vergisiz alışveriş olanağı bulunan bu kente günübirlik girip çıkabildikleri için, Paraguay topraklarına resmi giriş yapmıyor olacaklar ki sınır polisi şaşkınlık içinde pasaportumu evirip çevirmeye başlıyor. Neyse ki işlem çok uzun sürmüyor ve buyur ediyorlar. Dışarıda kente giden otobüsü beklerken yanımda hemen bir motorcu bitiveriyor: ‘Abi şimdi otobüs iki saatte gelmez, ben seni götüreyim’. Anlaşıyoruz. Otogara gidip başkent Asunsiyon yönüne otobüs biletini alıp sonra aynı motorla merkeze iniyorum...

Dahası

PATAGONYA’YA DOĞRU

     Alp ASLAN

Puerto Montt

Uzun süren Güney Amerika yolculuğumun son durağı, Şili ve Arjantin’de devasa bir alan kaplayan Patagonya bölgesi. Öncelikle Santiago’dan bir gece otobüsüyle Puerto Montt’a geçiyorum. Sabah kasabaya vardığımda beni berbat bir yağmur ve soğuk bir hava karşılıyor. Mevsimlerden kış sonu ve kutup bölgesine yaklaştım, ne bekliyordum ki?

IMG_2259

Ortada neyse ki turist namına pek kimse yok. Kalacağım misafir evinde koca bir odayı bana tahsis ediyor mekan sahibi teyze. Keyifle önce kasaba merkezini turluyorum sonra tam aksi istikametteki balık pazarına gidiyorum. Buranın ana gelir kaynağı somon, dolayısıyla fiyatların yüksek olduğu Şili’de en azından burada daha ucuza somon yerim düşüncesi içerisindeyim...

Dahası

GÜNEY AMERİKA’DA ALKOLİZM-I

Alp ASLAN

ARJANTİN

Geldiğimin ilk haftasında buradaki şarapların fasonluğunu derhal idrak edip yıllardır kahrımı çeken damıtma alkole dönme isteği ile dolup taşıyorum. Kuzey Amerika menşeili viskiyi kedime bile vermediğim için ilk seçeneğim, burada pahalı olan İskoç yerine tabii ki her daim ucuz ama leziz olan İrlanda viskisi yönünde. Bu arayış içerisinde girdiğim dükkanın vitrininde gözüme güzel bir şişe çarpıyor: San Juan konyağı!

İlginç bir rastlantı, hayırlara vesile olur inşallah diyerek 70’lik şişeyi 16-17 TL’sına karşılık gelen bir değere alıyorum. Ve bom! Bu fiyata bu lezzet, inanılmaz.

P1080507

Arjantinliler sıcakkanlı ve klişe muhabbet konusunda bizimle yarışabilecek kapasiteye sahip bir millet...

Dahası

NİYORK, KADINLAR VE FUTBOL

     Alp ASLAN

2000’lerin başları

Gittiğim ülkelerde, o ülkenin yazarlarının kitaplarını okumak gibi bir alışkanlığım olduğundan, Niyork’a gelirken orada okunabilecek en iyi yazar olarak gördüğüm Paul Auster’in kitaplarını yanıma almıştım. Bir kaç gündür Ay Sarayı adlı kitabına devam ettiğimden evde pineklemek yerine, kitabı kaldığım yerden okumaya başlıyorum. 137. sayfaya geldiğimde ilginç şeyler oluyor. Zira kitaptaki karakterlerden Effing, genç yardımcısına ressam Ralph Albert Blakelock’un Brooklyn Müzesindeki bir tablosunu görmesi için çok detaylı bir metro gidiş ve tablonun olduğu yerin tarifini veriyor ve ondan tablonun detaylı bir okumasını yapmasını istiyor. Bunun için de gözlerini mümkün mertebe kapalı tutması ve kimseyle konuşmaması gibi çeşitli tavsiyelerde bulunuyor...

Dahası

YABANCILAŞMA VE TESPİH KÜLTÜRÜMÜZ

      Alp ASLAN

“Hayatı tesbih yapmışım sallıyormuşum
Adını duydukça ağlıyormuşum
Deli diyorlarmış benim halime
Gelmişine geçmişine sayıyormuşum”[1]

CNT[2]’nin açılış saatini beklerken bir yerlerde oturmak yerine Barselona sokaklarında dolaşmayı tercih ediyorum. Dar arka sokaklardaki şekilli dükkanların önünden hızlıca geçerken o kadar incik boncuğun arasından asılı duran tespihleri görünce duraksıyorum. Algıda da olsa, seçici olmak iyidir. Dükkan kapanmak üzere sanki ama yine de kafamı uzatıp tespihlere bir göz atmak için kibarca izin istiyorum. İçerideki orta yaşlı çift beni içeri buyur ediyor. Ancak tespihleri görünce hayal kırıklığına uğruyorum. Zira bunlar 99’luk İslam tespihi. ‘Açıkçası ben Katolik tespihi bakmıştım’ diye açıklama yapıyorum...

Dahası

KOLADİKO YA DA YUNANİSTAN’DA PAVYONİZM

Alp ASLAN

Dakika bir gol bir. Geldiğim günün akşamında sokağa adımımızı atar atmaz kendimizi bir anda eylemin içinde buluyoruz. Geçen yıl bugün, repçi Pavlos Fyssas, faşist Altın Şafak sempatizanlarınca katledilmişti. Eylem onun anısına düzenleniyordu. Önde anarşistler, arkada solcular ve kimi duyarlı vatandaşlar olmak üzere hep beraber yürüyoruz. Aramızda tabii ki Yunanistan’ın ünlü anarşist sokak köpekleri[1] de var.

 pilakosDostumuz Pilakos

Önce eski ahbapları görme, yeni insanlarla tanışma havasında geçen yürüyüş bir anda anarşistlerin molotofları ve taşları çekmesiyle eğlenceli bir hal almaya başlıyor. Elemanlar faşist partiye veriyorlar taşı. Sonra ‘isyan polisi astonomia’ gelince çatışma biraz daha şiddetleniyor...

Dahası

NOEL HİKAYELERİ

  26.12.2014

Alp ASLAN

Yıllarca Noel yani Krismıs[1] ve yeni yıl kutlamalarından bihaber veya bunları birbirine karıştırarak yaşamışız. Gerçi nereden bilelim, yaklaşık bin yıllık Hristiyan kültürü olan ve bizzat Hristiyanlığın yayılmasında bu kadar söz sahibi olan topraklar üzerinde yaşayıp da bu kültüre bu kadar yabancı olmak anca bize özgüdür.

dayak

Ülkemizde, geçtiğimiz yıllarda, kolacıların Noel Baba diye popüler hale getirdikleri insanın bizim yaşadığımız topraklarda var olduğunu bilmeyen/bilmek istemeyen kimi geri zekalıların, karşısındaki amcanın yaşına başına bakmaksızın dövmeye özendirmelerinin afişlerini sağa sola astığını görmüştük...

Dahası

MİDİLLİ’DE TÜRK DÖVMEK

     Alp ASLAN

Daha önce bıraktığımız, kalbimizin yarısı ve karaciğerimizin tamamını geri almak üzere, Metin’le Ayvalık’tan Midilli’ye doğru yola çıkıyoruz. İlk 2009 yılında ‘No Border’ kampına katılalım diyerek gitmiştik ama yine bir klasik yaşayarak, alkol-gezi-sohbet konulu şeytan üçgenine dalınca, eylemlere pek iştirak edememiştik. Nerede akşam orada sabah, yok efendim şu köyde panayır varmış, öbür kıyıda çıplaklar kampı varmış, ver uzoyu-çipuroyu derken serkeş bir hayat, sefil bir varoluş sergilemiş; ancak güzel dostluklar kazanmıştık.

genel

Vardığımızda çantaları bu güzel dostların evine atıp, geberiyormuş gibi, derhal alkol alımına başlıyoruz...

Dahası