Kategori Güney Amerika

GÜNEY AMERİKA’DAKİ FUTBOL HAYATI(M)

Buenos Aires

Buenos Aires’te yerleşik hayata geçince bir pazar kendimi sokağa atıyorum. Amacım futbol ortamlarına akmak. Şimdi bu biraz saçma görünüyor olsa da bir çok ülkede çalışan bir sistemdir. Forma giymiş birilerini takip edersiniz, onlar da sizi direk sahaya götürür. Yine aynen böyle oldu! İleride iki tane formalı genç görüyorum ve uzaktan takibe başlıyorum. On dakika yürüyüşten sonra bir de ne göreyim. Dışardan zinhar belli olmayan kocaman bir halı saha kompleksi varmış beş altı blok ötede.

Ortalık civcivli. Arjantin için tam bir futbol ülkesidir tabirini rahatça kullanabilirim. Bütün sahalar dolu. Hatta bir kaçında turnuva yapılıyor, böyle hakemli filan. Bazı sahalarda genç kızlar oynuyor. Hava top oynamaya son derece müsait...

Dahası

MADURA MADARA MIDIR? YA DA VENEZUELA’YA GİDEMEMEK!

Buenos Aires’ten başladığım Güney Amerika yolculuğumda aylar sonra nihayet Kolombiya’nın kuzeyine, Cartagena’ya ulaşıyorum. Buradan Santa Marta ve elbette ki Taganga Milli Parkını gördükten sonra otobüsle Maicabo’ya, oradan da Venezuela tarafına geçmek. Ne var ki benim oraya ulaştığımı öğrenen Venezuela’nın yavşak başkanı Maduro, ülkesindeki Kolombiya vatandaşlarını kontra gerillaya destek veriyor bahanesiyle sınır dışı etmeye başlıyor. Televizyondan gördüğümüz kadarıyla sınırda tam bir kargaşa hakim. At izi it izine karışmış durumda.

Taganga

Hemen yerel polise gidip durumu soruyorum, ‘sınıra gitme’ diyorlar. Yılmıyorum, Caracas’taki Türk elçiliğine mesaj atıyorum ‘nasıl olsa yanıt vermezler ama boş da durmasınlar’ diyerek...

Dahası

LOS TURCOS

Kapak Resmi: 14. yy Katalan Elyazmalarından

Katalonya Ulusal Müzesi, İspanya

Gavuristan’da sık sık karşılaştığımız bir husustur değil mi? Evet, Araplarla karıştırılmaktan söz ediyorum. Çoğumuz bundan nefret ederiz, ivedi olarak açıklama yoluna gideriz hatta savunma mekanizmalarımız manyakça devreye girer. Yoksa bu aslında, ‘soylu ruhlarımızın altında yatan ırkçılığımızdan’[1] kaynaklanıyor olmasın? Zira Araplar (tıpkı Ermeniler ve Rumlar gibi) bizi arkamızdan vurmamış mıydı? Zaten Arap harfleri ile kendimizi iyi ifade edemiyorduk, Araplar tembeldir, pistir…

Burada konu bu değil elbette, ama ufak bir hatırlatma yapmadan da asıl konumuza geri dönemeyeceğim: Türklerin kullandığı ilk yazı sistemi olan Göktürkçede sesli harf kullanımı tıpkı Arapç...

Dahası

GÜNEY AMERİKA MÜZİK NOTLARI III. BÖLÜM

                                                        Alp ASLAN

EKVATOR

Cuenca adlı kent beklemediğim kadar güzel çıkıyor. Hatta beni öylesine etkiliyor ki bu sakinlik, dinginlik, kentte uzunca bir süre kalmaya karar veriyorum.

IMG_1034

Şahane mimari, neredeyse her yere yürüyerek ulaşım imkanı, kentin içinden akan tertemiz dereler, nehirler. Bişi yapan teyzeler, sıcakkanlı insanlar, huzur dolu bir ortam. Mercado yani halde, peynirli bişi satın alırken, bişici teyzelere bunun aynısı bizim ülkede de var diyince nasıl sevinmişlerdi! Hatta hemen adını öğrenip, çocuk gibi tekrarlamışlardı ‘bişi, bişi’ diye… (aman dikkat, üzerine hemen şeker atıyorlar!)

IMG_1051

Vardığımın ertesi günü, ortamda bir de caz kulübü old...

Dahası

GÜNEY AMERİKA’DA ALKOLİZM-II

              Alp ASLAN

Başı için bkz. http://gezenti.biz/2015/07/22/gezi-ve-alkolizm/

PARAGUY-KUZEY ARJANTİN ve CAÑA

Asunsiyon’da hostel çalışanlarına milli içkilerini sormuştum, hemen bir şişe çıkartıp tattırmışlardı. Kanya diye okunup caña diye yazılan bu içki, şeker kamışı fermantasyonun damıtılmasıyla elde ediliyormuş. Nedense içer içmez bunun hastası oluyorum ve cañamı her daim yanımda taşıdığım metal mataramdan hiç eksik etmiyorum. Bu arada her gün farklı bir markayı deneyerek nihayetinde en kral lezzeti yakaladığım sonucuna varıyorum: Aristokrata adlı marka! Hosteldekiler: “Sana da bu yakışırdı zaten abi” diyor, alkışlayarak. Sahte bir alçakgönüllülük ve pis bir sırıtışla eyvallah ediyorum gençlere...

Dahası

SAKLI CENNET PARAGUAY

            Alp ASLAN

Brezilya’nın, adını Guarani dilinde Büyük Su anlamına gelen İguazu Şelalelerinden alan Foz de İguazu kentinden, Paraguay tarafındaki sınır kenti Ciudad del Este’ye varıyorum[1]. Genelde, pasaporttaşlarım vergisiz alışveriş olanağı bulunan bu kente günübirlik girip çıkabildikleri için, Paraguay topraklarına resmi giriş yapmıyor olacaklar ki sınır polisi şaşkınlık içinde pasaportumu evirip çevirmeye başlıyor. Neyse ki işlem çok uzun sürmüyor ve buyur ediyorlar. Dışarıda kente giden otobüsü beklerken yanımda hemen bir motorcu bitiveriyor: ‘Abi şimdi otobüs iki saatte gelmez, ben seni götüreyim’. Anlaşıyoruz. Otogara gidip başkent Asunsiyon yönüne otobüs biletini alıp sonra aynı motorla merkeze iniyorum...

Dahası

SAÇMA SAPAN GEMİ YOLCULUKLARI-II

PUERTO MONTT’TAN PUERTO NATALES’E

Öncesi için: http://gezenti.biz/2016/01/05/patagonyaya-dogru/

İyi kalpli amcanın uyarısı üzerine üç şişe şarap biraz da viskiyi yükleniyorum. Şüphelerimin aksine alkol araması filan olmuyor. Kentteki ufak limandan bizi otobüse bindirip, Puerto Montt’un bayağı ilerisinde olan asıl limana götürüyorlar. Gemi oldukça büyük. Kamaralara yerleşip güverteyi kolaçan ediyorum, zira içkimi yudumlamak için sote yerlere ihtiyacım olabilir.

Amazon’daki gemiden sonra bu gemi bana lüks ötesi geliyor. Konforlu yataklar, sürekli çay kahve servisi (şekersiz), lezzetli ve çeşidi bol yemekler… Gerçi bilet fiyatı Amazon’dakinin beş katı kadar ama olsun.

IMG_2457

Artık aylar süren yolculuğumun sonlarına yaklaştığımdan mıdır nedir, üze...

Dahası

BİR AMAZONYA MACERASI II. BÖLÜM

      Alp ASLAN

DERİN AMAZONYA

Amazon bölgesinde bir yerden başka bir yere rahatça ulaşmak için tek seçeneğiniz elbette ki nehir. Karayolu veya demiryolu inşasının mümkün olmadığı bu devasa ormanda yürümek bile başlı başına bir macera. Biz de, merkezden ufak bir akarsuyla ayırılan adanın arka tarafından ince uzun teknemize biniyoruz (kapak fotoğrafı).

İlk durağımız yakınlarda, devasa nilüferlerin olduğu bölge. Her yer fena halde balçık olduğundan ormanda yapmaya çalıştığımız ufak yürüyüş bile bizi bitiriyor. Dolayısıyla yürümeyi bırakıyoruz. Eddier de bize ağaçları, sarmaşıkları filan anlatmaya başlıyor. Ağaçlardan sallanan sarmaşık denilince ilk akla gelen şey malumunuz olduğu üzere Tarzan karakteridir...

Dahası

BİR AMAZONYA MACERASI I. BÖLÜM

    Alp ASLAN

SANTA MARTA-LETİCİA-TABATİNGA

Santa Marta

İlk hedefim Kolombiya’nın kuzeyinden Venezuela’ya girmek ve ülkeyi boydan boya kat ederek Büyük Savana’dan Brezilya’ya geçmekti. Güney Amerika’ya ilk gittiğim zaman bir ABD doları altı Venezuela bolivarı gibi bir şeydi. Kolombiya’nın kuzeyine vardığımdaysa ekonomik kriz tavan yapmış ve bir dolar altı yüz bolivara kadar ulaşmıştı. Devlet Başkanı Maduro ülkedeki yolsuzluklarla savaşmak yerine, popülist politikalar eşliğinde, aslında aynı milletten olan fakat halkı tarafından sevilmeyen Kolombiyalıları ülkeden sınır dışı ediyordu. Dolayısıyla sınır kapısında fena bir kaosun hakim olduğu bilgisi gelmişti. Santa Marta polis karakoluna gidip durumu anlatıyorum, bir başka polisi arayıp getirtiyorlar...

Dahası

PATAGONYA’YA DOĞRU

     Alp ASLAN

Puerto Montt

Uzun süren Güney Amerika yolculuğumun son durağı, Şili ve Arjantin’de devasa bir alan kaplayan Patagonya bölgesi. Öncelikle Santiago’dan bir gece otobüsüyle Puerto Montt’a geçiyorum. Sabah kasabaya vardığımda beni berbat bir yağmur ve soğuk bir hava karşılıyor. Mevsimlerden kış sonu ve kutup bölgesine yaklaştım, ne bekliyordum ki?

IMG_2259

Ortada neyse ki turist namına pek kimse yok. Kalacağım misafir evinde koca bir odayı bana tahsis ediyor mekan sahibi teyze. Keyifle önce kasaba merkezini turluyorum sonra tam aksi istikametteki balık pazarına gidiyorum. Buranın ana gelir kaynağı somon, dolayısıyla fiyatların yüksek olduğu Şili’de en azından burada daha ucuza somon yerim düşüncesi içerisindeyim...

Dahası