Kategori Gezi

SAÇMA SAPAN GEMİ YOLCULUKLARI-II

PUERTO MONTT’TAN PUERTO NATALES’E

Öncesi için: http://gezenti.biz/2016/01/05/patagonyaya-dogru/

İyi kalpli amcanın uyarısı üzerine üç şişe şarap biraz da viskiyi yükleniyorum. Şüphelerimin aksine alkol araması filan olmuyor. Kentteki ufak limandan bizi otobüse bindirip, Puerto Montt’un bayağı ilerisinde olan asıl limana götürüyorlar. Gemi oldukça büyük. Kamaralara yerleşip güverteyi kolaçan ediyorum, zira içkimi yudumlamak için sote yerlere ihtiyacım olabilir.

Amazon’daki gemiden sonra bu gemi bana lüks ötesi geliyor. Konforlu yataklar, sürekli çay kahve servisi (şekersiz), lezzetli ve çeşidi bol yemekler… Gerçi bilet fiyatı Amazon’dakinin beş katı kadar ama olsun.

IMG_2457

Artık aylar süren yolculuğumun sonlarına yaklaştığımdan mıdır nedir, üze...

Dahası

SAÇMA SAPAN GEMİ YOLCULUKLARI-I

MANAUS’A DÖRT GÜN KALDI

Alp ASLAN

Yazının öncesi: http://gezenti.biz/2016/01/10/bir-amazonya-macerasi-2/

IMG_1864

Amazon turundan döndükten sonra aklıma birden, Kolobiya’daki Leticia ve Brezilya’daki Tabatinga’yı ayıran hayali sınır bölgesinde polis ofisi olmadığı geliyor. Yarın sabah Tabatinga’dan yola çıkacağım ve sınır kentlerinde garip uygulamaların döndüğünü, tecrübelerimden biliyorum.

Hostel sahibi Kolombiya sınır polisinin yalnızca havaalanında olduğunu söylüyor ve saat 18:00’de dükkanı kapatıyorlarmış. Brezilya sınır polisi ise kentin içlerine doğruymuş. Sıçtık diyorum zira saat 17:35! Derhal pasaportu kaptığım gibi dışarıdan geçmekte olan tevez[1]i durduruyorum. Sürücü durumu anlayıp beni 18:00’den önce oraya ulaştırıyor...

Dahası

BİR AMAZONYA MACERASI II. BÖLÜM

      Alp ASLAN

DERİN AMAZONYA

Amazon bölgesinde bir yerden başka bir yere rahatça ulaşmak için tek seçeneğiniz elbette ki nehir. Karayolu veya demiryolu inşasının mümkün olmadığı bu devasa ormanda yürümek bile başlı başına bir macera. Biz de, merkezden ufak bir akarsuyla ayırılan adanın arka tarafından ince uzun teknemize biniyoruz (kapak fotoğrafı).

İlk durağımız yakınlarda, devasa nilüferlerin olduğu bölge. Her yer fena halde balçık olduğundan ormanda yapmaya çalıştığımız ufak yürüyüş bile bizi bitiriyor. Dolayısıyla yürümeyi bırakıyoruz. Eddier de bize ağaçları, sarmaşıkları filan anlatmaya başlıyor. Ağaçlardan sallanan sarmaşık denilince ilk akla gelen şey malumunuz olduğu üzere Tarzan karakteridir...

Dahası

BİR AMAZONYA MACERASI I. BÖLÜM

    Alp ASLAN

SANTA MARTA-LETİCİA-TABATİNGA

Santa Marta

İlk hedefim Kolombiya’nın kuzeyinden Venezuela’ya girmek ve ülkeyi boydan boya kat ederek Büyük Savana’dan Brezilya’ya geçmekti. Güney Amerika’ya ilk gittiğim zaman bir ABD doları altı Venezuela bolivarı gibi bir şeydi. Kolombiya’nın kuzeyine vardığımdaysa ekonomik kriz tavan yapmış ve bir dolar altı yüz bolivara kadar ulaşmıştı. Devlet Başkanı Maduro ülkedeki yolsuzluklarla savaşmak yerine, popülist politikalar eşliğinde, aslında aynı milletten olan fakat halkı tarafından sevilmeyen Kolombiyalıları ülkeden sınır dışı ediyordu. Dolayısıyla sınır kapısında fena bir kaosun hakim olduğu bilgisi gelmişti. Santa Marta polis karakoluna gidip durumu anlatıyorum, bir başka polisi arayıp getirtiyorlar...

Dahası

GÜNEY AMERİKA MÜZİK NOTLARI I. BÖLÜM

Alp ASLAN

ARJANTİN

Arjantin denilince akla gelen ilk şey belki de tango[1]dur. Zannımca Maradona (Messi, futbol), Che, Eva Peron vs. bile bunlardan sonra gelir. Arjantinlilerin bu büyük övünç kaynağına itiraz tabii ki aynı modelin bir farklı versiyonu olan Uruguaylılardan geliyor. Tangonun Rio de la Plata yani Plata nehrinin etrafında doğduğunu belirten Uruguay vatandaşları, başkentleri Montevideo’nun da bu bölgede yer aldığına dikkat çekiyor. Bu milliyetçi saçmalıkları bir yana koyarsak bu güzel dans ve müziğin proleter sınıfı veya o zamanlar için alt-tabaka denilen kişiler tarafından icat edildiğini vurgulamak gerek.

P1080608La Boca’nın renkli duvarları

On dokuzuncu yüzyılın sonlarında Katolik (ve doğası gereği yobaz) kültür baskısından erkeklerin kadınl...

Dahası

ANA MAL’I ARAMAK – II. VE SON BÖLÜM!

Alp ASLAN

Hikayenin başı için bkz: http://gezenti.biz/?p=697

Bir insan evladı, İspanyolcasına sahip olduğu halde neden Arjantin’den Uruguay’dan veya İspanyolca konuşulan diğer ülkelerden de bu kitabı elde etme arzusundadır ki?

Arjantin’e vardığımda daha önce uyarısını almış olduğum üzere yanımda ABD doları götürmüş ve akabinde bunları blue-rate denilen oranıyla tanesini, sokakta “kambia, kambiya[1]” denilen şahıslar aracılığı ile 12,25 pezoya bozdurmuştum. Eğer değişim işlemini bankada yaptırırsanız bu oran sekiz küsur pezo gibi bir oranla gerçekleşiyor. Yani hiç de hoş olmayan bir durum. Keza ATM’den para çekerseniz de düşük kur geçerli, yabancı menşeili kredi kartı ile alışveriş yapmaya kalkarsanız da.

O yüzden Be...

Dahası

1915 թվականի «Չանաքքալեի հաղթանակի պատվին» այցելություն Երևան

Երբ երեքչորս տարի առաջ այցելել էինք Վրաստան, մտածեցինք. «Եկել, հասել ենք այստեղ, ի՞նչու Հայաստան էլ չգնանք»: Քանի որ ժամանակը սուղ էր, ընդամենը երկու օր մնացինք Երևանում, քաղաքը շատ հավանեցինք և ինքներս մեզ խոստացանք կրկնել այցելությունը:

ilk

Երբ տեղեկացա, որ «Հրանտ Դինք» հիմնադրամը ճանապարհորդական դրամաշնորհ է տրամադրում Հայաստան այցելելու համար, անմիջապես դիմեցի այդ ծրագրին:

Ցամաքային ուղով ճամփորդելիս, միայն Վրասատնի ու Իրանի տարածքով է հնարավոր հասնել Հայաստան, այն էլ հազար ու մի ...

Dahası

1915 ÇANAKKALE ZAFERİNİN 100. YILI ŞEREFİNE ERİVAN ZİYARETİ

       Alp ASLAN

Üç dört yıl önce Gürcistan’ı gezerken, madem buralara kadar gelmişiz, neden komşumuz olan Ermenistan’ı da ziyaret etmiyoruz demiştik. Zaman kısıtlılığı nedeniyle yalnızca iki gün kaldığımız Erivan’ı çok beğenmiş ve buraya tekrar gelmek üzere kendi kendimize söz vermiştik.

ilk

Hrant Dink Vakfı’nın Ermenistan için seyahat fonu verdiğini öğrenir öğrenmez derhal başvurumu yapmıştım. Zira kara yoluyla yalnızca İran veya Gürcistan’dan bin bir güçlükle ulaşabileceğiniz komşumuz Ermenistan’a havayolu ile direk ulaşmanın faturası 400-500 Avro arası oluyor. Halbuki hemen hemen aynı mesafeye sahip olan Tiflis’e havayolu ulaşımı ise bunun beşte biri kadar.

Daha önceki yolculuğumda, Erivan’a neredeyse yürüme m...

Dahası

YABANCILAŞMA VE TESPİH KÜLTÜRÜMÜZ

      Alp ASLAN

“Hayatı tesbih yapmışım sallıyormuşum
Adını duydukça ağlıyormuşum
Deli diyorlarmış benim halime
Gelmişine geçmişine sayıyormuşum”[1]

CNT[2]’nin açılış saatini beklerken bir yerlerde oturmak yerine Barselona sokaklarında dolaşmayı tercih ediyorum. Dar arka sokaklardaki şekilli dükkanların önünden hızlıca geçerken o kadar incik boncuğun arasından asılı duran tespihleri görünce duraksıyorum. Algıda da olsa, seçici olmak iyidir. Dükkan kapanmak üzere sanki ama yine de kafamı uzatıp tespihlere bir göz atmak için kibarca izin istiyorum. İçerideki orta yaşlı çift beni içeri buyur ediyor. Ancak tespihleri görünce hayal kırıklığına uğruyorum. Zira bunlar 99’luk İslam tespihi. ‘Açıkçası ben Katolik tespihi bakmıştım’ diye açıklama yapıyorum...

Dahası

ZİGETVAR YOLLARINDA PİPO TÜTTÜRMEK

Alp ASLAN

“Az ibafai papnak fapipája van, ezért az ibafai papi pipa papi fapipa.”

Bir arkadaşımın düğün töreni için gittiğimiz Macaristan, daha fazla tanımayı arzuladığım ülkelerden biriydi. Vur-kaç taktiği ile, yani yeni uydurduğum “Gerilla Seyahati” felsefesi kapsamında Macaristan’ın güneyine doğru eşimle beraber, yarı bilinçsiz ama kısa sürede çok yerini görebileceğimiz bir gezi yapmayı hedefliyordum. Bu minvalde başkentten kiraladığımız araçla, elimizdeki dandik bir haritayla yola koyulmuştuk.

1Macera Yılı 2010

Kırsala çıktığımızda dar asfalt yollar boş olduğundan kapalı havayla beraber manzaranın tadını da çıkartıyorduk radyodaki müzik ve Macarca konuşmalar eşliğinde...

Dahası