Kategori ABD

ISE ve BOOKCHIN’LE TANIŞMA

Yıllar önce komün kurmak, doğal tarım yapmak, doğayla iç içe yaşamak gibi soylu amaçlarım vardı. İşte bu yıllarda amaç aracı haklı kılar diyerek, eski Stalinci, eski anarşist, sonradan çevreci ve daha sonra garip bir şeyci ve şu an rahmetli olan Muray Bookchin’in kurduğu Institute for Social Ecology’ye bir e-posta gönderiyorum. Mesajımda kısaca diyorum ki “kardeşim ben anarşistim, dolaysıyla çulsuzum. Ama beni yaz okulunuza kabul ederseniz bir iki bir şey öğrenir, böylece boş beleş gezen anarşist olmak yerine, vatana millete olmasa da en azından kendine hayrı olan biri haline gelirim.”

Yanlış hatırlamıyorsam ben umudu kestikten bir ay kadar sonra yanıt gelmişti mesajıma. Ana! Ne kadar iyi yapmışım da yazmışım...

Dahası

DÜNYADAN LANGIRT HİKAYELERİ

    Alp ASLAN

Langırt oyununun mucidi anarşist Alejandro Finisterre’nin anısına saygıyla…

Los Angeles, ABD

Aslında Los Angeles veya bizim söylemimizle Los Encılıs adı verilen mekan, etrafında irili ufaklı kasabaların veya kentçiklerin olduğu garip bir yerleşimden başka bir şey değil. Zira neredeyse tuvalete bile arabayla gitmek durumunda kalıyorsun. Araban yoksa sıçtın (gerçek anlamıyla). Mesafeler oldukça uzak ve otobüs mevhumu fakir halka zulmetmek için kurulu bir düzende işliyor, veya işlemiyor.

Bir zamanlar, civar kasabaların birinde pineklerken o taraflarda tanıdıkları olup olmadığını sormak amacıyla eski anarşist yoldaşlarıma e-posta yollamıştım...

Dahası

NİYORK, KADINLAR VE FUTBOL

     Alp ASLAN

2000’lerin başları

Gittiğim ülkelerde, o ülkenin yazarlarının kitaplarını okumak gibi bir alışkanlığım olduğundan, Niyork’a gelirken orada okunabilecek en iyi yazar olarak gördüğüm Paul Auster’in kitaplarını yanıma almıştım. Bir kaç gündür Ay Sarayı adlı kitabına devam ettiğimden evde pineklemek yerine, kitabı kaldığım yerden okumaya başlıyorum. 137. sayfaya geldiğimde ilginç şeyler oluyor. Zira kitaptaki karakterlerden Effing, genç yardımcısına ressam Ralph Albert Blakelock’un Brooklyn Müzesindeki bir tablosunu görmesi için çok detaylı bir metro gidiş ve tablonun olduğu yerin tarifini veriyor ve ondan tablonun detaylı bir okumasını yapmasını istiyor. Bunun için de gözlerini mümkün mertebe kapalı tutması ve kimseyle konuşmaması gibi çeşitli tavsiyelerde bulunuyor...

Dahası

14 ŞUBAT’IN PAVYON VE ÖNEMİ

   Alp ASLAN

Ankara

Sittin sene önce bir arkadaş toplaşmasında yüklüce alkol alımına müteakiben, ev sahiplerinin ‘bu kafayla eve gitmeyiniz’ teklifine sıcak bakıp, evlerinde uyumaya hazırlanıyorduk. Eski ahbaplarımdan biri milletin sızmasından istifade edip: ‘Hani beni pavyona götürecektin?’ diye soruyor. Ahlaksız, ancak bir o kadar da cazip bir teklif. ‘Hesabı ödersen götürürüm’ diye yanıtlayarak olaya sıcak baktığımı ima ediyorum. Sonra pazarlığa girişiyoruz, 50’ye 50, yok 20’ye 80 derken güya hesabı 40’a 60 oranında paylaşma konusunda anlaşmaya varıyoruz. Ama elbette ki hesabı ona ödeteceğim. Racon öğrenmek, racon gereği beleşe olmaz!

Zamanında müdavimi olduğum Başkent Gazinosu’na varıyoruz...

Dahası

SALT LAKE KENTİ FUTBOL DURUMLARI

Alp ASLAN

2000’lerin ortaları, Utah Eyaleti, ABD

Şubat ayında bu kadar güzel bir hava, iklimiyle Ankara’ya benzeyen bu kentte bir lütuftu benim için. Zira günlerden cumartesiydi ve yoğun kar yağışından dolayı aylardır oynayamadığım futbol oyunu, bana tutkulara gem vurulamayacağını tekrarlıyordu sık sık.

Kendimi dışarıya attığımda önümdeki tek engel, kimin-nerede-ne zaman futbol için toplandığını bilememekti; zira bu lanetli ülkede futbol, geri zekalı tosuncukların elleriyle oynadığı oyuna verilen addı ve futbol oynayanı, gerçekten ayak topu dediğimiz oyunu oynayanı bulmak zaman alabilirdi. Ama bir şekilde içgüdülerime güvenmek zorundaydım.

Nitekim içimdeki ses “oğlum yürü merkezdeki Liberty parka, orada kesinlikle Meksikalı’yı, Japon...

Dahası